
İletişim, sadece konuşmak veya yazmak değildir; insanın kendini tüm dünyaya açmasının bir şeklidir de aynı zamanda. Bir bakış, bir dokunuş, bir suskunluk, bir mesaj, bir tebessüm… Evet, iletişimin pek çok farklı dili vardır. İnsan, doğduğu andan itibaren iletişim halinde olup çeşitli biçimlerde iletişim kurarak varlığını sürdürür. Ağlayarak ihtiyaç bildirirken gülerek güven duyup konuşarak bağ kurar. Bu sebeple iletişim, sadece bir beceri olmamakla beraber insan olmanın en temel koşuludur da.
Günlük hayat telaşesinde iletişimin önemini çoğu zaman fark etmeyiz bile. Sabah evden çıkana söylenen basit bir “Güle güle” cümlesi, gün boyu moral kaynağı olabilir. Otobüste bize yer veren bir yabancının sessiz nezaketi, insanın dünyaya olan güvenini tazeler. Bir arkadaşımızın “Nasılsın?” sorusunu gerçekten içten ve merak ederek soruşu yalnızlık duygumuzu azaltır. Kısaca iletişim, bazen tek bir kelime veya cümleyle içimizi onarabilir.
İletişim kurulamadığında ise başlar yanlış anlamalar. Mesela, bir iş yerindeki yönetici, çalışanına sadece “Bu işi düzelt” dediğinde, çalışan neyin yanlış olduğunu anlayamayabilir. Bu belirsizlik, motivasyon kaybıyla beraber güvensizliğe de sebep olur. Oysa “Bu raporda şu kısmı daha net yazarsan çok daha güçlü olur,” gibi açık ve yapıcı bir iletişim, hem gelişimi destekler hem de ilişkiyi güçlendirir. Aile içinde de iletişim hayati bir roldedir. Bir anne çocuğuna yalnızca “Ders çalış” dediğinde, çocuk bunu baskı olarak algılayabilir. Ancak “Geleceğin için bunu yapmanı istiyorum, sana inanıyorum,” dediğinde aynı mesaj, sevgiyle yoğrularak iletilmiş olur. Sözcükler aynı amaca hizmet eder ama kurulan iletişim, duygunun yönünü belirlerken motivasyon kaynağı oluverir.
Dijital çağda iletişim daha hızlı olmasının yanı sıra daha kırılgandır. Mesaja dökülen bir cümle, ses tonu ve mimik olmadığı için kolayca yanlış anlaşılabilir. “Tamam” kelimesi bile bazen onay, bazen kızgınlık, bazen umursamazlık, bazen tehdit manasına gelebilir. Bu nedenle de iletişimde sadece ne söylediğimiz değil, nasıl söylediğimiz de mühimdir. Dolayısıyla empati kurarak karşı tarafın bakış açısını anlamaya çalışmak, sağlıklı iletişimin temelidir. İletişim aynı zamanda kendimizle de kurduğumuz ilişkidir. Kendimize sürekli olumsuz cümleler kurduğumuzda, özgüvenimiz zedelenir. “Yapamam” yerine “Deneyeceğim” demek bile iç iletişimimizi değiştirir. Önce kendimizle doğru iletişim kurabilirsek başkalarıyla da sağlıklı bağlar kurabiliriz.
Toplumda barışın, iş hayatında başarının, ailede huzurun temelinde her daim güçlü iletişim vardır. İnsanlar birbirini dinlemeyip anlamayarak yargıladığında kopuşlar başlar. Dinleyerek anlamaya çalışılıp saygı duyulduğunda ise sağlıklı bağ kurulur. İletişim, insanları ayıran değil, birleştiren en güçlü köprü olursa yaşam değerli hale gelir. Aksi durumda hem bizim hem de çevremizin yükü olur.
Sonuç olarak iletişim, sadece kelimelerden ibaret değildir; niyet, duygu ve anlayışın birleşimidir. Günlük hayatımızda daha dikkatli, daha empatik ve daha açık iletişim kurduğumuzda, hem ilişkilerimiz hem de iç dünyamız daha sağlıklı hale gelir. Çünkü insan, en çok anlaşıldığında iyileşir.


