
İsrail basınında yer alan analizler, ülkenin Avrupa ile ilişkilerinde ciddi bir kırılma yaşandığını ortaya koyuyor. Yedioth Ahronoth tarafından yayımlanan değerlendirmede, İsrail’in diplomatik yalnızlığının derinleştiği ve Avrupa’daki geleneksel müttefiklerini hızla kaybettiği vurgulandı.
Haberde, başta Fransa, İspanya, Belçika ve Hollanda olmak üzere birçok Avrupa ülkesinin İsrail’e mesafe koyduğu, son olarak ise İtalya’nın savunma anlaşmasını askıya almasının kritik bir dönüm noktası olduğu ifade edildi. Bu gelişmenin, Tel Aviv yönetimi açısından “diplomatik çöküşün derinleşmesi” anlamına geldiği yorumlandı.
Analizde, Almanya ile ilişkilerin de gerilimli bir sürece girdiğine dikkat çekilerek, Friedrich Merz’in Batı Şeria politikalarına yönelik eleştirilerinin ardından iki ülke arasında diplomatik tansiyonun yükseldiği belirtildi. İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in sert açıklamalarının bu süreci daha da derinleştirdiği ifade edildi.
Öte yandan, Viktor Orban döneminde İsrail’e yakın duran Macaristan’ın da siyasi değişimle birlikte yön değiştirebileceği değerlendirilirken, Avrupa’da İsrail’e açık destek veren ülkelerin sayısının hızla azaldığına işaret edildi.
Haberde dikkat çeken bir diğer unsur ise, İsrail’in dış politikasına yönelik iç eleştirilerin artması oldu. Binyamin Netanyahu hükümetinin ve özellikle aşırı sağ kanadın kullandığı dilin, ülkenin uluslararası itibarına zarar verdiği savunuldu. Bu durumun yalnızca diplomatik ilişkileri değil, aynı zamanda Avrupa kamuoyundaki algıyı da olumsuz etkilediği vurgulandı.
Değerlendirmede, İsrail’in Avrupa ile tarihsel, kültürel ve ideolojik bağlarının zayıfladığına dikkat çekilerek, bu kaybın uzun vadede telafisi zor sonuçlar doğurabileceği uyarısı yapıldı. Ayrıca, ABD ile ilişkilerin de büyük ölçüde Donald Trump yönetimine bağlı hale gelmesinin, İsrail’in dış politikadaki manevra alanını daralttığı ifade edildi.
Sonuç olarak analizde, İsrail’in Avrupa’daki diplomatik pozisyonunun “benzeri görülmemiş ölçüde zayıfladığı” belirtilirken, mevcut politikaların devam etmesi halinde uluslararası yalnızlığın daha da derinleşebileceği öngörüsünde bulunuldu.



