
ABD Başkanı Donald Trump, Çin ziyaretinin ardından yaptığı açıklamalarda İran’ın nükleer programı, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ve Çin ile yürütülen diplomatik temaslara ilişkin dikkat çeken mesajlar verdi. Pekin’de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından dönüş yolunda gazetecilere konuşan Trump, İran konusunda sert ancak diplomatik çözüm odaklı bir tutum sergiledi.
Trump, İran’ın nükleer faaliyetlerinin uzun vadeli ve bağlayıcı şekilde sınırlandırılması gerektiğini belirterek, “İran nükleer programını en az 20 yıl boyunca askıya almalı. Bu yalnızca sözde değil, gerçek ve denetlenebilir bir taahhüt olmalı” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı, Çin lideri Şi Cinping’in de İran’ın nükleer silaha sahip olmaması gerektiği görüşünü paylaştığını söyledi. Görüşmede nükleer silahsızlanma konusunun da ele alındığını belirten Trump, ayrıntı vermekten kaçındı ancak iki ülke arasında bazı başlıklarda ortak zeminin oluştuğunu ima etti.
Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim de görüşmenin ana gündem maddelerinden biri oldu. Trump, Çin’den İran üzerinde etkisini kullanmasını istediğini açıklayarak, “Şi’den Hürmüz Boğazı’nın açık kalması için baskı yapmasını talep ettim” dedi. Küresel petrol ticaretinin önemli bölümünün geçtiği boğazdaki olası bir kapanmanın dünya ekonomisini ciddi biçimde etkileyebileceği değerlendiriliyor.
Trump ayrıca, İran petrolünü satın aldığı gerekçesiyle Çinli enerji şirketlerine yönelik yaptırımlar konusunda birkaç gün içinde karar vereceğini duyurdu. Bu açıklama, Washington-Pekin hattındaki ekonomik ilişkiler açısından yeni bir gerilim ihtimalini gündeme taşıdı.
İran’ın askeri kapasitesine ilişkin tartışmalara da değinen Trump, New York Times’ın İran’ın füze kapasitesini koruduğuna dair haberlerini sert sözlerle eleştirdi. ABD Başkanı, “İran’ın füze kapasitesinin yüzde 80’i tükendi” diyerek İran’ın askeri açıdan ciddi kayıp yaşadığını savundu.
Trump, Çin lideriyle Tayvan konusunu da görüştüklerini belirtti. Tayvan’a yönelik silah satışlarının gündeme geldiğini söyleyen Trump, “Kararları ben vereceğim. Tayvan konusunda bir anlaşma yapmış değiliz” ifadelerini kullandı.
Pekin temaslarının ardından yapılan açıklamalar, ABD-Çin ilişkilerinde rekabetin sürdüğünü ancak İran ve enerji güvenliği gibi küresel başlıklarda sınırlı iş birliği zemini oluşabileceğini gösterdi.



