
Bir zamanlar korkunun, baskının ve sessizliğin adıydı.
28 Şubat 1997’de Milli Güvenlik Kurulu toplantısından çıkan kararlar, milletin seçtiği iradeye karşı kurulmuş görünmez bir duvar gibiydi. O günlerde hükümetin başında Necmettin Erbakan vardı; fakat karar veren sadece siyaset değildi.
Tanklar yürümemişti belki…
Ama insanların hayatı durdurulmuştu.
Üniversite kapılarında bekletilen gençler, mesleğinden edilen memurlar, hayalleri yarım bırakılan öğrenciler…
Bir ülkenin geleceği, korku ile disiplin arasında sıkıştırılmak istenmişti.
Türk Silahlı Kuvvetleri içinde kurulan Batı Çalışma Grubu, insanların inancını ve yaşam biçimini dosyalara sığdırmaya çalıştı. Oysa insan, kağıda yazılan bir nottan ibaret değildir.
Gömülen Nedir?
Bugün “28 Şubat gömüldü” denirken aslında gömülen;
Yasakların kibri
Vesayetin gölgesi
Milletin iradesini küçümseyen anlayış
olmuştur.
Çünkü tarih gösterdi ki, milletin kalbine rağmen hiçbir düzen uzun süre ayakta kalamaz.
Tarihin Sessiz Adaleti
28 Şubat, bir dönemi durdurmak için yapıldı ama başka bir dönemi başlattı.
O günlerde siyasetten uzaklaştırılan kadroların içinden yeni liderler çıktı; yıllar sonra ülke yönetiminde söz sahibi olan isimler arasında Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül gibi isimler yer aldı.
Tarih bazen en sert müdahaleleri bile, beklenmedik bir dönüşüme çevirir.
Asıl Ders
28 Şubat gömüldü…
Ama hafızası gömülmemelidir.
Çünkü unutulan acılar tekrar yaşanır.
Unutulmayan dersler ise geleceği korur.
Devlet, vatandaşına karşı değil; vatandaş için güçlü olduğunda anlam kazanır.
Son Söz
28 Şubat, takvimde kalan bir tarih değil;
milletin sabrının, hafızasının ve direncinin sınandığı bir dönemdir.
Bugün o dönem geride kaldıysa, bu tankların değil zamanın ve hakikatin zaferidir.
“Zulüm ile abad olanın, sonu berbat olur.”
✍️ Ahmet Dara kaleminden
Dün korku vardı, bugün ibret var.


