
Avrupa Birliği (AB), düzensiz göçle mücadele, güvenlik ve küresel rekabet hedefleri doğrultusunda vize politikasını köklü biçimde güncellemeye hazırlanıyor. AB Komisyonu, üçüncü ülkelerle iş birliğini esas alan, vizesiz seyahat rejimlerini daha sıkı denetime tabi tutan ve dijitalleşmeyi merkeze alan ilk kapsamlı AB Vize Stratejisi önerisini kamuoyuna sundu.
AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Henna Virkkunen ile İç İlişkiler ve Göçten sorumlu Komisyon Üyesi Magnus Brunner, Brüksel’de düzenledikleri ortak basın toplantısında yeni stratejinin ana hatlarını paylaştı. Virkkunen, vize politikasının günümüzün jeopolitik gerçeklerini, güvenlik risklerini ve küresel rekabet ortamını yansıtması gerektiğini vurgulayarak, AB’nin çıkarlarını korurken temel değerlerinden de taviz vermeyeceğini ifade etti.
Vize Daha Stratejik Bir Araç Haline Geliyor
Virkkunen, AB’nin vizeyi daha stratejik, koordineli ve kararlı bir araç olarak kullanmak istediğini belirterek, güvenilir ortaklara yönelik daha net, hızlı ve verimli süreçler hedeflediklerini söyledi. Özellikle yeni kurulan ve hızla büyüyen şirketler için hedefli ve hızlandırılmış bir AB vize programının uygulanabilirliğinin değerlendirileceğini açıkladı.
Magnus Brunner ise göç ve vize politikalarının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayarak, “Bu iki alan birlikte ilerlemek zorunda. Yeni stratejiyle AB’ye kimin gireceği, kimin kalacağı ve kimin ayrılması gerektiğine dair net bir yol haritası çiziyoruz” dedi. Brunner, vizesiz seyahatin bir ayrıcalık olduğunu ve bunun açık sorumluluklar içerdiğini de sözlerine ekledi.
Vizesiz Seyahate Sıkı Takip, İş Birliğine Kolaylık
Yeni strateji kapsamında, vizesiz seyahatten yararlanabilecek ülkeler açık ve objektif kriterler üzerinden değerlendirilecek. Vize reddi oranlarının düşük, geri dönüş ve geri kabul oranlarının ise yüksek olması temel ölçütler arasında yer alacak. Mevcut vizesiz seyahat rejimleri, kötüye kullanımın önlenmesi amacıyla daha sıkı şekilde izlenecek.
AB ile düzensiz göç, geri dönüş ve güvenlik alanlarında iş birliği yapmayan üçüncü ülkelere yönelik vize başvurularının askıya alınması veya kısıtlanması gündeme gelebilecek. Buna karşılık, AB ile etkin ve sürdürülebilir iş birliği yürüten ülkelere vize süreçlerinde kolaylaştırıcı uygulamalar, daha hızlı prosedürler ve teşvik edici düzenlemeler sağlanması hedefleniyor.
Bir gazetecinin Türkiye’ye ilişkin sorusuna yanıt veren Brunner, belirli bir ülkenin özellikle hedef alınmadığını, tüm ortaklarla objektif, adil ve sağlam kurallar çerçevesinde görüşmeler yürütüldüğünü ifade etti.
Dijitalleşme ve Güvenilir Yolculara Avantaj
Stratejinin en dikkat çekici başlıklarından biri dijitalleşme oldu. Buna göre, vizesiz seyahat edenler için Avrupa Seyahat Bilgi ve Yetkilendirme Sistemi (ETIAS) 2026’nın son çeyreğinde devreye alınacak. Sistem, seyahat öncesi kontrollerin kısmen otomatikleştirilmesini sağlayacak.
Vizeye tabi yolcular ise başvurularını tamamen çevrim içi ortamda yapabilecek. AB bilişim sistemlerinin 2028 yılına kadar tam uyumlu hale getirilmesiyle, tek merkezden birden fazla veri tabanına eş zamanlı sorgulama imkânı sağlanacak. Bu adımla bilgi paylaşımının güçlendirilmesi ve vize kötüye kullanımının azaltılması amaçlanıyor.
Ayrıca, düzenli ve kanıtlanmış seyahat geçmişine sahip “güvenilir yolculara” daha uzun süreli, çok girişli vizeler verilmesi planlanıyor. İş dünyası için doğrulanmış şirketlerden oluşan ortak bir AB listesinin oluşturulması da gündemde.
Nitelikli İş Gücü ve Girişimcilere Açık Kapı
Yeni vize stratejisi, nitelikli iş gücü, öğrenciler, araştırmacılar ve yenilikçi girişimciler için de yeni fırsatlar öngörüyor. AB, mevcut mevzuatta olası değişiklikleri değerlendirerek özellikle “start-up” ve “scale-up” kurucularına yönelik hedefli bir yasal çerçeve oluşturmayı planlıyor.
Buna ek olarak, üçüncü ülke vatandaşları ve işverenlere vize süreçlerinde destek sağlanması, nitelikli başvurular için ek AB fonlarının devreye alınması da stratejinin önemli başlıkları arasında yer alıyor.
AB Komisyonu’nun sunduğu bu yeni yaklaşım, vize politikasını yalnızca bir giriş-çıkış mekanizması olmaktan çıkararak, güvenlik, ekonomi ve küresel rekabetin merkezine yerleştirmeyi hedefliyor.



