Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

BUTLAN KARARI VE SİYASETİN VİCDAN TESTİ

BUTLAN KARARI VE SİYASETİN VİCDAN TESTİ

BUTLAN KARARI VE SİYASETİN VİCDAN TESTİ
Maksut KONYAR

Türkiye’de hukuk ile siyasetin yolları zaman zaman kesişir; fakat bazı dönemlerde bu kesişim, milletin vicdanında derin yaralar açacak kadar sert olur. Son günlerde tartışılan “butlan” kararı etrafında koparılan fırtına da tam olarak böylesi bir eşikte duruyor. Kararı eleştirenler günlerdir demokrasi, hukuk ve siyasi etik üzerinden ahkâm kesiyor. Ancak aynı çevrelerin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin son yıllarda yaşadığı iç hesaplaşmalara dair sergiledikleri suskunluk, kamuoyunda ciddi bir çelişki duygusu oluşturuyor.

Ortada inkâr edilemeyecek bir gerçek var: Uzun yıllar toplumun belli kesimlerine sıkışmış, marjinalleşme riski taşıyan bir CHP vardı. O partiyi yeniden geniş toplum kesimlerine açan, sokaktaki vatandaşa dokunan, farklı ideolojik kümeleri aynı masa etrafında buluşturan bir lider profili ortaya çıktı. Bugün o değişimi görmezden gelmek, siyasi hafızaya hakarettir.

Daha da önemlisi, Türkiye siyasetinde artık halkın en fazla özlemini duyduğu kavram dürüstlüktür. İnsanlar sadece iyi konuşan değil; harama, hırsızlığa, şaibeye bulaşmamış siyasetçi görmek istiyor. İşte tam da bu yüzden toplumun önemli bir kısmı, sade yaşamı ve temiz siyasi siciliyle öne çıkan bir genel başkanı “dürüstlük timsali” olarak değerlendirdi.

Hakkı sahibine teslim edelim: Kemal Kılıçdaroğlu, tüm siyasi yaşamı boyunca nepotizme ve popülizme teslim olmadı. Nüfuzunu şahsi çıkarı için kullanmadı; parti kaynaklarını ne kendisi ne de ailesi adına istismar etti. Bugün gelinen noktada ise dürüstlüğün, ölçülülüğün ve kamuda ahlaklı davranmanın neredeyse “enayilik” gibi görülmeye başlanması, toplum adına asıl tehlikedir.

Yakın bir dostumun anlattığı küçük ama anlamlı bir hatıra bu gerçeği özetlemeye yetiyor. Cumhurbaşkanlığı adaylığı döneminde Kemal Kılıçdaroğlu; terzisine, kendisine bol gelen kıyafetlerini tadilat yapılmasını talep ediyor. Terzi ise seçim sürecinde giymesi için iki yeni takım elbise dikerek hediye etmek istediğini söylüyor. Ancak Kılıçdaroğlu bu teklifi reddediyor; mevcut kıyafetlerini ücret mukabilinde tadilat yaptırarak tekrar seçimde eski kıyafetleri kullanmayı tercih ediyor. Belki bazılarına sıradan gelebilir ama siyasetin şatafat, gösteriş ve kamu imkânlarını hoyratça tüketme alışkanlığına sürüklendiği bir dönemde bu tavır başlı başına bir karakter göstergesidir.

Fakat ne gariptir ki demokrasi, hukuk ve adalet söylemini dilinden düşürmeyen bazı çevreler; böylesine sade ve temiz bir siyasi profili türlü kulis oyunlarıyla, perde arkası hesaplarla, güç ilişkileriyle ve siyasi mühendislik hamleleriyle saf dışı bırakmaya çalışırken hiçbir rahatsızlık duymadı.

Bugün butlan kararına karşı “milli irade”, “hukukun üstünlüğü” ve “demokratik teamüller” üzerinden feveran edenlerin, parti içindeki anti-demokratik operasyonlar karşısında sessiz kalması inandırıcılıklarını zedeliyor. Çünkü demokrasi sadece işine geldiğinde savunulacak bir kavram değildir. Eğer bir siyasi hareketin lideri; delegeler üzerinden yürütülen hesaplarla, medya baskısıyla, finansal ilişkilerle ya da perde arkasındaki aktörlerin müdahalesiyle etkisizleştiriliyorsa, bunun da adı siyasi etik problemidir.

Nereden bakarsak bakalım ortada ciddi bir tutarsızlık vardır. Toplumun bir kesimi artık popülizmi, nepotizmi ve kendisine ait olmayan kaynakların fütursuzca kullanılmasını neredeyse meşru bir siyaset biçimi olarak görmeye başlamış durumda. Daha da vahimi, bu anlayış alkışlanıyor. Oysa devlet ahlakı; israfı değil ölçüyü, gösterişi değil tevazuyu, çıkarı değil liyakati esas almalıdır.

Siyasetin en büyük sınavı rakiple mücadele etmek değil, kendi içinde ahlaklı kalabilmektir. Türkiye’nin ihtiyacı; entrika üreten değil güven veren siyasetçilerdir. Çünkü halk artık slogan değil samimiyet görmek istiyor. Ve toplumun vicdanı, kimin gerçekten demokrat, kimin sadece konjonktürel demokrat olduğunu sessizce not ediyor.

Bugün yaşanan tartışmalar bir kez daha göstermiştir ki mesele sadece bir butlan kararı değildir. Asıl mesele, siyasette ilkenin mi yoksa çıkarın mı belirleyici olacağıdır. Maksut KONYAR 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?