
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Eren Alper Yılmaz, Ukrayna savaşında milyonlarca Ukraynalıyı kabul eden Avrupa Birliği ülkelerinin Suriyelilere kapılarını kapatarak göç politikalarında ciddi bir ikiyüzlülük sergilediğini söyledi.
Haber: Hasan BUDAK

WTJ (Dünya Türk Yazarlar Birliği) ile TİNGADER (Tüm İnternet Gazeteciliği ve Gazeteciler Derneği) tarafından düzenlenen online konferansta, son yıllarda dünya genelinde hızla yükselen sağ ve aşırı sağ hareketler, göçmen karşıtlığı, İslamofobi, Avrupa ve ABD’nin göç politikaları ile Türkiye’nin bu süreçteki konumu kapsamlı biçimde ele alındı.
Konferansa, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Eren Alper Yılmaz konuk konuşmacı olarak katılırken, moderatörlüğü Müslüm Aktürk üstlendi. Etkinlik, akademisyenler, gazeteciler, sivil toplum temsilcileri ve çok sayıda katılımcının yoğun ilgisiyle gerçekleşti.
“MİLLİYETÇİ SÖYLEMLERİN YÜKSELİŞİ TESADÜF DEĞİL”
Konferansın açılış konuşmasını yapan Moderatör Müslüm Aktürk, son yıllarda birçok ülkede milliyetçi ve aşırı sağ söylemlerin neden güç kazandığını gündeme taşıdı. Aktürk, sağ ile aşırı sağ arasındaki farkın zamanla ırkçılığa evrilip evrilmediğini sorarak, bu yükselişin ekonomik kaygılardan mı yoksa güvenlik endişelerinden mi kaynaklandığını tartışmaya açtı.
Bu sorular üzerine söz alan Doç. Dr. Eren Alper Yılmaz, aşırı sağın yükselişinin tek bir nedene bağlanamayacağını belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Sorulan soruların tamamı bu yükselişin nedenleri arasında sayılabilir. Ekonomik kaygılar, güvenlik endişeleri, işsizlik korkusu ve siyasal popülizm iç içe geçmiş durumdadır. Ancak son yıllarda bu süreci en çok besleyen faktörlerden biri göçmenler meselesidir.”
Yılmaz, aşırı sağ hareketlerin toplumu ortak tarih, ortak kültür ve tek kimlik etrafında homojen bir yapı olarak kurguladığını, bu yapının dışında kalan göçmenleri ise uyumsuzluk ve tehdit unsuru olarak sunduğunu vurguladı.
GÖÇMENLER ÜZERİNDEN İNŞA EDİLEN KORKU SİYASETİ
Aşırı sağ partilerin göç olgusunu yalnızca demografik bir mesele olarak ele almadığını belirten Yılmaz, göçmenlerin özellikle işsizlik, suç, terör ve kültürel yozlaşma ile ilişkilendirilerek sistematik biçimde kriminalize edildiğini ifade etti.
“Göç, aşırı sağ tarafından bilinçli şekilde güvenlikleştiriliyor. Yerel toplumlara, ‘işinizi elinizden alacaklar, kültürünüzü bozacaklar, güvenliğinizi tehdit edecekler’ algısı pompalanıyor. Bu da korku siyaseti üzerinden oy devşirmeyi mümkün kılıyor.”
Bu söylemin özellikle 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında Batı dünyasında hız kazandığını belirten Yılmaz, İslamofobinin bu süreçte temel belirleyici unsur haline geldiğini söyledi.
“Londra, Paris, Madrid ve Brüksel gibi Avrupa’nın merkez şehirlerinde yaşanan terör saldırıları sonrası, Müslümanlara yönelik kolektif bir suçlama dili oluştu. Yaşanan her olumsuz olayın faturası İslam dünyasına kesildi.”
AVRUPA’DA AŞIRI SAĞ PARTİLERİN YÜKSELİŞİ
Konferansta Avrupa’daki somut örneklere de değinildi. Yılmaz, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Almanya’da AFD, Fransa’da National Front ve İtalya’da İtalya’nın Kardeşleri Partisi gibi yapıların son yıllarda ciddi oy artışları yakaladığını vurguladı.
Özellikle Almanya’da AFD (Almanya için Alternatif) partisinin neonazi söylemlerle siyaset yaptığını belirten Yılmaz, Almanya’nın yaklaşık 22 milyon göçmene ev sahipliği yapan bir göç ülkesi olmasına rağmen, göçmen karşıtlığının hızla arttığını ifade etti.
“AFD artık marjinal bir parti değil. Parlamentoya giren, politika belirleyen ve toplumsal iklimi zehirleyen bir aktör haline geldi. Uzun yıllardır Almanya’da yaşayan Türklere tek yönlü uçak bileti gönderilmesi, bu zihniyetin geldiği noktayı açıkça gösteriyor.”
SURİYELİLERE AYRICALIK TANINDI MI?
Bu arada, “Hastanelerde Suriyelilere ayrıcalık tanındı mı?” şeklindeki bir soru üzerine söz alan Türk Cerrahi Derneği 2. Başkanı, Suriyelilerin en fazla yaşadığı kentlerden biri olan Şanlıurfa Harran Üniversitesi Kanser Konseyi Başkanı Prof. Dr. Ali Uzunköy şunları söyledi: “Sigortası olmayan bir Türk vatandaşı sağlık hizmeti alamazken, Suriyeliler geçici koruma statüsü nedeniyle hizmet alabildi. Bu durum ayrıcalıktan ziyade hukuki bir statü farkıdır.”

SORU – CEVAP BÖLÜMÜ
Müslüm Aktürk: Avrupa nüfusu hızla yaşlanırken göçmenlere neden bu kadar sert yaklaşım sürüyor?
Doç. Dr. Eren Alper Yılmaz: Avrupa ciddi biçimde yaşlanan bir nüfusa sahip. Ortalama yaş her geçen yıl yükseliyor ve genç, dinamik iş gücüne ihtiyaç artıyor. Buna rağmen aşırı sağ partiler, bu ihtiyacı dışarıdan göçle karşılamak yerine, kendi iç nüfuslarını artırmaya yönelik doğum teşviklerini savunuyor. Ancak bu yaklaşım kısa ve orta vadede gerçekçi değil. Çünkü nüfus artışı uzun yıllar alan bir süreçtir, ekonomik ihtiyaçlar ise bugünden karşılanmak zorundadır.
Müslüm Aktürk: Göçmenlerin suç oranları gerçekten iddia edildiği kadar yüksek mi?
Doç. Dr. Eren Alper Yılmaz: Bu konuda algı ile gerçek arasında ciddi bir fark var. İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre Suriyelilerin suça karışma oranı yaklaşık %1,4 – %1,5 civarındadır. Bu oran kamuoyunda sunulduğu gibi dramatik değildir. Ancak siyasal söylemlerle bu oranlar abartılarak toplumsal korku üretilmektedir.
Nurettin Ayaz: 1960’larda Türk işçileri kabul eden Almanya neden bugün “geri dönün” diyor?
Doç. Dr. Eren Alper Yılmaz: Asıl korku, göçmenlerin artık daha görünür, daha güçlü ve daha başarılı hale gelmesidir. Birinci nesil Türkler Almanya’ya gittiğinde en ağır işlerde çalışıyordu. Bugün ise dördüncü nesil Türkler akademisyen, iş insanı, siyasetçi konumunda. Bu başarı hikâyesi bazı çevrelerde ciddi bir rahatsızlığa yol açıyor.
TİNGADER Basın Sözcüsü Hasan Budak: Türkiye bu göç tartışmalarının neresinde duruyor? Suriyelilere neden öncelik verildiği algısı var.
Doç. Dr. Eren Alper Yılmaz: Türkiye yıllardır göçmenlere ve sığınmacılara ev sahipliği yapan bir ülkedir. Suriyeliler Türkiye’de mülteci değil, geçici koruma statüsü altındadır. Verilen hizmetler, insani hukuk ve uluslararası anlaşmalar çerçevesindedir. Bu politikaların temelinde insan hayatını önceleyen bir yaklaşım vardır.
Edibe Aydın: Suriyelilere yönelik maddi ve eğitim destekleri doğru mu?
Doç. Dr. Eren Alper Yılmaz: Bazı belediyeler, STK’lar ve iş insanları Suriyelilere yönelik yardımlar yaptı. Bu yardımların büyük bölümü Avrupa Birliği fonları ile karşılandı. Devlet bütçesinden çıkıyormuş gibi bir algı oluşturulması doğru değil.
İbrahim Özcan: Avrupa neden Akdeniz’de yaşanan göçmen facialarına sessiz?
Doç. Dr. Eren Alper Yılmaz: Avrupa Birliği göç politikalarında ciddi bir ikiyüzlülük sergiliyor. Ukrayna savaşında milyonlarca Ukraynalıyı kabul eden ülkeler, Suriyelilere kapılarını kapattı. Bu durum, evrensel insan haklarının seçici uygulandığını gösteriyor.
Mehmet Fethi Aktürk: Batı’nın Türkiye ve Müslüman ülkelere bakışını nasıl değerlendirmek gerekir?
Doç. Dr. Eren Alper Yılmaz: Türklere ve Müslümanlara yönelik olumsuz yaklaşımın temelinde tarihsel korkular ve güncel siyasal hesaplar yatıyor. Göçmenlerin artık güçlü, eğitimli ve söz sahibi hale gelmesi bu rahatsızlığı artırıyor.
TİNGADER Genel Başkanı Mehmet Ali Çelik: Türkiye’nin Suriye politikası ve geri dönüş süreci hakkında görüşünüz nedir?
Doç. Dr. Eren Alper Yılmaz: Türkiye 2011’den bu yana samimi, insani ve kapsayıcı bir göç politikası yürüttü. Suriye’de başlayacak yeni ulus inşa sürecinde Türkiye, hem bölgesel gücü hem de insani diplomasi tecrübesiyle temel aktör olacaktır.
Konferans, göç, aşırı sağ ve küresel siyaset ekseninde yapılan kapsamlı değerlendirmelerle sona erdi. Akademik verilerle desteklenen analizler, kamuoyunda sıkça dile getirilen algıların sorgulanmasına önemli katkı sundu.


