
Dünyada ve Suriye’de Geçmişte yapılan zulme karşı tepkisiz ve sesiz kalanların Bu gün sadece Alevi kıyımı var demeleri riyakarlıktır. Alevi, suni vs Her türlü Zulmün her zaman karşısında olmak islami ve insani bir görevdir.
Tarih boyunca yaşanan insanlık dramlarına karşı tutumlarımızda adil ve tutarlı olmalıyız. Sadece belirli bir grup veya coğrafyaya değil, her türlü zulme karşı durmak insani bir sorumluluktur. Mazlumun dini, ırkı, mezhebi ya da kimliği değil, insan olması yeterlidir.
Suriye’de Sessizlik, Filistin’de Kaygısızlık
Esad döneminde 700.000 insan hayatını kaybetti, kimyasal silahlar kullanıldı. Ancak uluslararası toplum, siyasi çıkar hesapları uğruna bu trajediye büyük ölçüde sessiz kaldı. Suriye’de masum sivillerin öldürülmesine karşı güçlü bir tepki verilmedi, pek çok ülke sadece izlemekle yetindi.
Bugün ise benzer bir dram Filistin’de yaşanıyor. 60.000’den fazla insan—kadın, çocuk ve savunmasız siviller—acımasızca katledildi. Ne yazık ki, dünya yine büyük ölçüde sessiz. İnsanlık vicdanı, mazlumların kimliğine göre şekillenmemeli. Bir coğrafyadaki zulme karşı sessiz kalıp, başka bir yerdeki acıya tepki göstermek adalet anlayışıyla bağdaşmaz.
Zulme Karşı Tarafsız ve Kararlı Durmalıyız
Zulme karşı duruşumuz asla taraflı olmamalı. Sadece Aleviler, Sünniler, Müslümanlar ya da belirli bir topluluk için değil, tüm mazlumların yanında olmalıyız. Haksızlığa, savaşa, soykırıma ve her türlü zulme, kimin yaptığına ve kime karşı işlendiğine bakmaksızın aynı kararlılıkla karşı çıkmalıyız.
Siyonist ve emperyalist güçlerin oyunlarına alet olmadan, tüm zulümlere karşı güçlü ve adil bir duruş sergilemeliyiz. Gerçek adalet ve insanlık vicdanı, zulme karşı tutarlı bir şekilde mücadele etmeyi gerektirir. 11.03.2025
Şevket Demir


