
Orta Doğu’da kırılgan ateşkes süreci yeni bir gerilim dalgasıyla sarsıldı. İran ve İsrail arasında son günlerde artan karşılıklı saldırılar, bölgede tansiyonu yeniden yükseltirken, taraflardan gelen sert açıklamalar çatışmaların yeniden genişleme riskini gündeme taşıdı.
İsrail’in Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesine düzenlediği hava saldırısının ardından İran, İsrail’e yönelik balistik füze operasyonu başlattı. İsrail ordusu, İran’dan çok sayıda füze fırlatıldığını açıklarken, ülkenin kuzeyi ile merkezi bölgelerinde hava saldırısı sirenleri devreye girdi.
İran Devrim Muhafızları, saldırıların İsrail’in Lübnan ve İran’daki hedeflere yönelik operasyonlarına karşılık gerçekleştirildiğini duyurdu. İran ordusu ayrıca İsrail’in saldırılarını sürdürmesi halinde daha sert ve kapsamlı karşılık verileceği uyarısında bulundu.
İsrail tarafı ise İran’ın saldırılarına yanıt olarak İran’ın çeşitli bölgelerindeki askeri hedeflere operasyon düzenlediğini açıkladı. İran medyası, Tahran, İsfahan ve Tebriz başta olmak üzere birçok kentte patlama seslerinin duyulduğunu bildirdi. İsrail’in ayrıca İran’ın Huzistan eyaletindeki bazı enerji ve sanayi tesislerini hedef aldığı öne sürüldü.
Çatışmaların bölgesel etkileri de hissedilmeye başladı. Yemen’deki İran destekli Husiler, İsrail’e yönelik füze saldırısı gerçekleştirdiklerini açıklarken, Kızıldeniz’de İsrail bağlantılı deniz faaliyetlerine yönelik yeni kısıtlamalar duyurdu. İran ise ülkenin batı hava sahasını kapatırken, Tahran’daki Mehrabad Havalimanı’ndan yapılan uçuşlar geçici olarak durduruldu.
ABD Başkanı Donald Trump, yaşanan gelişmeler üzerine yaptığı açıklamada taraflara itidal çağrısında bulunarak, “İsrail ve İran hemen durmalı” ifadelerini kullandı.
Günün ilerleyen saatlerinde İran Silahlı Kuvvetleri, İsrail’e yönelik askeri operasyonların sona erdiğini duyurdu. Ancak açıklamada, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını yeniden başlatması veya çatışmaları genişletmesi halinde çok daha ağır karşılık verileceği vurgulandı.
Uzmanlar, son gelişmelerin bölgede kalıcı bir ateşkesten ziyade kırılgan ve geçici bir sükûnet ortamının bulunduğunu gösterdiğini belirtirken, önümüzdeki günlerde atılacak diplomatik adımların Orta Doğu’daki güvenlik dengeleri açısından belirleyici olacağı değerlendirmesinde bulunuyor.



