Şu anda piyasa verileri güncelleniyor. Lütfen kısa bir süre sonra tekrar deneyiniz.

  • ANASAYFA
  • BÖLGE
  • İran Savaşı İsrail İçin Ters Tepti: Stratejik Yalnızlık Riski

İran Savaşı İsrail İçin Ters Tepti: Stratejik Yalnızlık Riski

İran Savaşı İsrail İçin Ters Tepti: Stratejik Yalnızlık Riski
WOTJU

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın 25. gününde ortaya çıkan tablo, başlangıçtaki beklentilerden belirgin şekilde uzaklaşıyor. Hem Donald Trump yönetimi hem de Benjamin Netanyahu açısından hızlı ve kesin sonuç alınması hedeflenen süreç, giderek daha karmaşık ve maliyetli bir krize dönüşmüş durumda.

Savaşın başlangıcında Washington’da kamuoyu desteği sınırlıydı. Trump yönetiminin İran’a yönelik askeri hamle için toplumsal meşruiyeti tam anlamıyla sağlayamadığı değerlendirmeleri yapılırken, süreç ilerledikçe ABD tarafında “barış” söyleminin yeniden gündeme gelmesi dikkat çekti.

İsrail cephesinde ise durum farklı bir seyir izledi. İran’ın varoluşsal bir tehdit olduğu görüşü doğrultusunda toplumun geniş kesimleri askeri operasyonlara güçlü destek verdi. Netanyahu, ABD’nin sürece dahil olmasını “tarihi bir fırsat” olarak nitelendirmişti.

Ancak sahadaki gelişmeler, bu stratejik beklentilerin karşılık bulmadığını gösteriyor. Uzmanlara göre İran yönetiminin çökertilmemesi ve savaşın hızlı bir zaferle sonuçlanmaması, İsrail açısından uzun vadeli riskleri artırıyor.

Bu risklerin başında, İsrail’in güvenlik mimarisinin temel dayanaklarından biri olan ABD desteğinin aşınması geliyor. On yıllardır hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler tarafından sürdürülen iki partili destek, son gelişmelerle birlikte zayıflama eğilimine girmiş durumda.

Özellikle Gazze’de yaşanan insani kriz ve İran’a yönelik operasyonlar, ABD kamuoyunda İsrail’e yönelik eleştirileri artırdı. Siyasi düzlemde de bu değişim hissediliyor. Gavin Newsom gibi öne çıkan isimlerin sert eleştirileri, Demokrat tabandaki dönüşümün işareti olarak yorumlanıyor.

Bu tablo yalnızca Demokratlarla sınırlı değil. Trump’ın temsil ettiği siyasi hareket içinde de İsrail’e yönelik eleştirilerin yükseldiği görülüyor. Bu durum, Washington-Tel Aviv hattındaki geleneksel uyumun geleceği açısından soru işaretleri yaratıyor.

Savaşın askeri boyutunda da beklentilerin aksine bir tablo öne çıkıyor. Hızlı sonuç alınamaması, çatışmanın uzaması ve Hürmüz Boğazı gibi kritik noktaların risk altına girmesi, hem bölgesel güvenliği hem de küresel ekonomiyi baskı altına alıyor.

İran tarafının asimetrik yanıt kapasitesi ve çatışmayı geniş alanlara yayabilme potansiyeli, savaşın kontrolünü zorlaştıran unsurlar arasında gösteriliyor. Bu durum, İsrail için sadece askeri değil, aynı zamanda ekonomik ve diplomatik maliyetlerin de artması anlamına geliyor.

Bazı güvenlik analistleri, İsrail için asıl stratejik tehdidin İran’dan ziyade ABD desteğinin zayıflaması olduğunu savunuyor. Bu perspektife göre, Washington’daki siyasi dengelerin değişmesi halinde İsrail’in uluslararası konumu ciddi şekilde etkilenebilir.

Geçmişte Barack Obama ve Joe Biden gibi liderlerin İran’a karşı doğrudan askeri çatışmadan kaçınmış olması, mevcut sürecin ne kadar farklı bir çizgide ilerlediğini gösteriyor.

Uzmanlara göre mevcut savaş, üç temel riski beraberinde getiriyor: uzayan bir yıpratma süreci, artan ekonomik maliyetler ve en önemlisi diplomatik yalnızlaşma. Özellikle ABD’de yaklaşan seçim süreçleriyle birlikte İsrail’e verilen desteğin sorgulanması ihtimali, uzun vadeli stratejik dengeleri değiştirebilir.

Sonuç olarak ortaya çıkan tablo şu: Netanyahu’nun hedeflediği güvenlik artışı henüz sağlanmış değil. Aksine, savaşın uzamasıyla birlikte İsrail’in hem bölgesel hem de küresel ölçekte daha kırılgan bir pozisyona sürüklenme ihtimali güçleniyor.

Kısa vadede cephede kazanım arayışı sürerken, uzun vadede asıl risk masada büyüyor: destek kaybı.

Ve modern jeopolitikte bazen en büyük kayıp, savaş alanında değil—müttefiklerin sessizliğinde başlar.

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?