BIST 100
12.434,04 0,52%
DOLAR
43,1925 0,03%
EURO
50,2456 -0,13%
GRAM ALTIN
6.391,77 -0,61%
FAİZ
36,80 -0,76%
GÜMÜŞ GRAM
124,14 -4,15%
BITCOIN
96.170,00 -1,42%
GBP/TRY
57,7934 -0,51%
EUR/USD
1,1602 -0,36%
BRENT
63,80 -4,09%
ÇEYREK ALTIN
10.450,20 -0,61%
Trabzon Parçalı Bulutlu
Trabzon hava durumu
8 °

MAĞARADAN REZİDANSA GELİNCE NE OLDU?

MAĞARADAN REZİDANSA GELİNCE NE OLDU?

 

Günümüzde ev sahibi olmak demek; kredi, tapu ve sözleşme demektir. Antik Çağ’da ise ev sahibi olmak; statü, vatandaşlık, soy ve onur demekti. Ev, sadece barınmak için değil, kişinin toplum içindeki yerinin de kanıtıydı.

Tarihte ilk ev sahipliğinin kayıtları Sümerlerde görülüyor. Ev satın almak için; kil tablete satış sözleşmesi yazılıyordu. Satıcı, alıcı ve tanıkların isimleri bu tablete kazınıyordu. Tapınak ya da şehrin yöneticisi bunu onaylıyordu. İşte bu tabletler, bugünkü tapuların atasıdır. Ev sahibi olmak için bazı şartlar vardı tabi. Vatandaş olmak, borçsuz olmak ve toplumda güvenilir sayılmak gerekliydi.

Atina’da ev sahibi olmak ise yalnızca parayla olmazdı. Ev sahibi olabilmek için paraya ilaveten Atina vatandaşı olmak, erkek olmak ve özgür doğmuş olmak gerekliydi. Kadınlar, köleler ve yabancılar ev satın alamazdı. Ev, bireyin değil, ailenin ve soyun mülküydü. Ev satışları şehir kayıtlarına mutlaka işlenirdi. Tüm işlemler de şahitler huzurunda yapılırdı.

Roma’da ev sahipliği hukuki sistemle korunuyordu. Ev satın almak için; “Mancipatio” adında resmi bir satış töreni yapılıyordu. Bu törende terazi, bronz para ve şahitler bulunuyordu. Satış yapıldıktan sonra yüksek sesle de ilanı yapılıyordu. İşte bu tören, tapu devrinin antik şekliydi. Roma’da; zenginler “domus” yani müstakil ev, orta sınıf “insula” denen apartman dairesi sahibi olabiliyorken yoksullar sadece kiracıydı. Bu durumda ev sahipliği sahip olunan sosyal sınıfın da ciddi bir göstergesiydi.

Bir de ev sahibi olmanın psikolojik boyutu var tabii. Antik insan için ev sahibi olmak; Tanrılara karşı sorumluluk, aileye karşı görev ve topluma karşı statü sahibi olmak demekti. Ayrıca ev alınırken ev tanrılarına adak adanırdı. Çünkü ev sadece alınmaz, kutsanırdı da.

Antik Çağın “Emlakçıları” o dönemde emlakçılar yoktu ama bazı kişiler bugünün emlakçı rolünü üstlenirdi. Bunlar; tapınak kâtipleri, şehir yöneticileri, hukuk görevlileri, lonca temsilcileriydi. Onların görevi hem aracılık etmek hem de hem güven sağlamaktı.

Antik çağda hiçbir şekilde ev sahibi olamayanlar da vardı. Bunlar; köleler, kadınlar, yabancılar ve borçlulardı. Bugün ise borçlanmadan ev sahibi olabilmek neredeyse mümkün bile değil. Antik çağda ev sahibi olmak, özgürlük ve güç göstergesiydi.

Aristoteles’e göre: “Mülk, insanın özgürlük alanıdır.” Ama bu özgürlük herkese verilmezdi. Ev, eşit değil; ayrıcalıklı bir haktı.

Antik çağda ev sahibi olmak; bugünkü gibi bireysel bir hak değil, toplumsal bir ayrıcalıktı. Ama değişmeyen şey şuydu: İnsan, o zaman da ev alırken kendine ait bir dünya satın alıyordu.

Herkesin arzuladığı eve sahip olabilmesi dileğiyle…

Alisa Çiçek AKYOL

 

 

#ev, #yuva, #emlak, #emlakçı, #konut, #şehir, #avlu, #bahçe, #mağara, #felsefe, #alisacicekakyol

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?