BIST 100
12.434,04 0,52%
DOLAR
43,1925 0,03%
EURO
50,2456 -0,13%
GRAM ALTIN
6.391,77 -0,61%
FAİZ
36,80 -0,76%
GÜMÜŞ GRAM
124,14 -4,15%
BITCOIN
96.170,00 -1,42%
GBP/TRY
57,7934 -0,51%
EUR/USD
1,1602 -0,36%
BRENT
63,80 -4,09%
ÇEYREK ALTIN
10.450,20 -0,61%
Trabzon Parçalı Bulutlu
Trabzon hava durumu
8 °
  • ANASAYFA
  • DÜNYA
  • PROF. DR. ADNAN AYHANCI’DAN DİYABETİ TEDAVİ EDEN ORGANİK KREM

PROF. DR. ADNAN AYHANCI’DAN DİYABETİ TEDAVİ EDEN ORGANİK KREM

PROF. DR. ADNAN AYHANCI’DAN DİYABETİ TEDAVİ EDEN ORGANİK KREM
WOTJU

TİNGADER (Tüm İnternet Gazeteciliği ve Gazeteciler Derneği) ile WOTJU (Dünya Türk Yazarlar Birliği) tarafından düzenlenen ve gazeteci-yazar Müslüm Aktürk’ün moderatörlüğünde gerçekleştirilen video konferans, bilim ve sağlık dünyasında geniş yankı uyandırdı. Konferansa, Prof. Dr. Adnan Ayhancı, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Fen Fakültesi Genel Biyoloji Bölümü Anabilim Dalı Başkanı olarak katılım sağladı.

Kan kaybından ölümlerin önlenmesine yönelik yapay kan ve kanserle mücadelede etkin taş suyu çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Ayhancı, bu kez diyabet alanında umut vadeden bilimsel bir yeniliği kamuoyuyla paylaştı. Uzun yıllara dayanan laboratuvar çalışmaları sonucunda geliştirilen, tıbbi aromatik bitkilerden elde edilen özel formüllü organik krem, diyabete bağlı cilt sorunlarına destek sunmayı hedefliyor. Çalışma, Türkiye’nin tıbbi aromatik bitkiler alanındaki güçlü potansiyelini bir kez daha gözler önüne sererken, akademi ve sağlık çevrelerinin dikkatini çekti.

Diyabet alanında yıllardır sürdürülen bilimsel araştırmalar, bu çalışma ile ülkemiz adına gurur verici yeni bir boyut kazandı. Prof. Dr. Adnan Ayhancı’nın bilimsel temellere dayalı yaklaşımıyla ortaya koyduğu formül, diyabet tedavisine destekleyici nitelikte bir çözüm olarak değerlendiriliyor. Elde edilen bulgular, hem Türkiye’de hem de uluslararası sağlık camiasında “umut verici bir gelişme” olarak nitelendiriliyor.


GENİŞ SPEKTRUMLU ORGANİK KREM FORMÜLÜ

Prof. Dr. Adnan Ayhancı, geliştirdiği tamamen organik içerikli kremlerin yalnızca diyabete bağlı yaraların iyileşmesine destek olmakla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda çok geniş bir kullanım alanına sahip olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Ayhancı açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Yeni geliştirdiğim organik kremlerim; yaşlılık belirtilerinin azaltılmasına destek olmasıyla birlikte kaz ayakları, kırışıklık, göz torbaları, dudak ve ayak çatlamaları gibi pek çok sorunda etkilidir. Bunun yanında varis, hemoroid, yara, yanık, romatizma, gut, sedef, vitiligo (alaca hastalığı), bel ve boyun fıtıkları, kireçlenme, güneş yanıkları, sivilce–akne, dermatit, uçuk, pişik, ayak ve tırnak mantarı ile ağız içi pamukçuk gibi birçok rahatsızlıkta yardımcı niteliktedir.

Ürünlerim Sağlık Bakanlığından kozmetik vücut kremi onaylıdır. Ayrıca şeker hastalığı nedeniyle oluşan yaraların iyileşmesine de destek olmaktadır.

Tamamen organik olan bu kremler, 6 farklı tıbbi aromatik bitkinin tohum yağlarından üretilmiştir.”

Bilimsel disiplinle geliştirilen bu yenilikçi yaklaşım, diyabet hastalarında sık görülen cilt problemlerine yönelik doğal ve destekleyici çözümler sunma potansiyeliyle öne çıkarken, Türkiye’nin sağlık ve biyoteknoloji alanındaki üretim gücünü de bir kez daha gündeme taşıdı.

Konferans İçeriği – Tam Metin 

Diyabetin Tanımı ve İlk Belirtiler

Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

İnsanlar eskiden idrarının kokusundan şüphelenerek tadına bakmış. Parmağını bandırmış, ağzına götürmüş.

“Hımmm,” demiş, “Belli ki tuzlu, şekerli.”

Yani idrarda şeker olması, kişinin hemen hemen diğer semptomları da tamamsa diyabet olduğunu gösterir. Diyabetin üç tane klasik semptomu vardır:

  • Çok su içmek

  • Çok yemek yemek

  • Çok idrara çıkmak

Bir kişide bunlar başlamışsa, örneğin günde 4–5 kereden fazla idrara çıkıyorsa, yemek yediği hâlde tokluk hissetmiyorsa, çok su içme ihtiyacı duyuyor ve kuruluk yaşıyorsa, bunun diyabet olma olasılığı yüksektir.

Diyabet genel olarak genetik kökenlidir diyebiliriz. Bu anlamda diyabetin ne olduğunu kısaca anlatayım.


Diyabetin Oluşum Mekanizması

Diyabet, pankreasımızdaki beta hücreleri adını verdiğimiz, insülin üreten hücrelerin ya insülin üretme kabiliyetinin düşmesi, ya inaktive olması ya da tamamen ölmesi durumudur.

Eğer bu durum genç yaşta, çocukluk çağında oluyorsa buna Tip 1 diyabet diyoruz.

Tip 1 diyabette pankreas hemen hemen hiç insülin üretmez. Ya doğuştan beta hücre noksanlığı vardır ya da doğduktan sonra bu hücreler ölür. Dolayısıyla Tip 1 hastaları doğrudan insülin bağımlısıdır, insülin kullanmak zorundadır.

Tip 2 diyabet ise genelde 25–30 yaşından sonra ortaya çıkar. Bu kişilerde pankreas insülin üretir; fakat ya yeterli üretmez ya da üretilen insülin hücrelerin insülin reseptörlerine bağlanamaz. Bu nedenle hücrelere şeker (glikoz) girişi olmaz ya da çok az olur.

Biz insülinin hücreye bağlanamaması durumuna insülin direnci diyoruz.


İnsülin Direnci Nedir?

Birçok insan dahiliye ya da endokrinoloji doktoruna gittiğinde şu cümleyle karşılaşır:

“Beyefendi, hanımefendi sizde insülin direnci var.”

Peki insülin ne yapar?

Yemek yedikten sonra kan şekeri yükselmeye başlar ve buna karşılık insülin salgılanma piki oluşur. İnsülin hızla salgılanır ve en geç 1–2 saat içinde alınan şekerin hücrelere girmesini sağlar. Hücreler böylece enerji kazanır.

Normal bir insanda 2 saat sonra kan şekeri tekrar açlık kan şekeri düzeyine, yani 70–110 mg/dl aralığına iner.

Bazı ülkeler bu aralığı 80–120 olarak kabul eder. Amerika örneğin 80–120’yi normal kabul eder.

Ülkemizde ise genellikle 70–110 aralığı referans alınır.

  • 70’in altı hipoglisemi,

  • 110’un üstü ise hiperglisemi olarak değerlendirilir.


Kan Şekeri Kaç Olursa Diyabet Denir?

Sabah aç karnına, yaklaşık 8 saatlik açlık sonrası ölçülen kan şekeri:

  • 120’nin üzerindeyse şüphelidir

  • 130–140 aralığında ise diyabet olma olasılığı vardır

  • 200 ve üzerindeyse diyabet tanısı neredeyse kesindir

Bunu doğrulamak için bazı testler yapılır. İnsülin var mı, salgılanıyor mu diye bakılır. İnsülin vardır ama şeker düşmüyorsa bu durumda insülin direncinden bahsederiz.

Buraya kadar anlaşılmayan bir yer var mı?


Moderatör – Gazeteci Müslüm AKTÜRK:

Yok hocam, gayet iyi anlaşılıyor. Çok sade anlatıyorsunuz. Soru-cevap bölümünde zaten sorular olacak. Bölmemek için araya girmiyorum. Siz devam edin lütfen.


İnsülin Direnci ve Organ Hasarı

Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

İnsülin direnciyle birlikte şekerin yüksek olması başka sorunlara yol açıyor. Hücre şekeri alamadığı zaman, çünkü şekeri enerji kaynağı olarak kullanır, hücre bu kez yağları yakmaya başlar.

Önce hücrelerin kullanmadığı artık maddeler, sonra proteinler, ardından yağlar yakılmaya başlanır. Yağ yakımı arttıkça şeker hastası zayıflamaya başlar. Zaten şeker hastalarında morfolojik olarak da bu fark edilir.

Hücreye şeker girmeyince açlık hissi geçmez ve kişi daha çok yemek yeme ihtiyacı duyar. Bu da kan şekerini daha da yükseltir. Kanın yoğunluğu artar (hiperozmolarite).

Çok şeker → çok su içme → çok idrara çıkma döngüsü oluşur.

Beyin, böbrek ve alyuvarlar tamamen glikoza bağımlıdır. Bu organlar şekersiz çalışamaz.


Moderatör – Gazeteci Müslüm AKTÜRK:

Araya girebilir miyim hocam? Sizin anlattığınız belirtilerin hemen hemen hepsi bende var. Çok su içiyorum, çok idrara çıkıyorum, boğazım ve dilim kuruyor ama tahlillerde şeker görünmüyor.


3 Aylık Şeker Ortalaması (HbA1c)

Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Üç aylık ortalamanıza bakıldı mı?

Moderatör – Gazeteci Müslüm AKTÜRK:

Hayır hocam. Arada sırada yılda bir tahlil yapılıyor, o kadar.

Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Bu çok önemli. Şekerin 3 aylık ortalaması Hemoglobin A1c testiyle ölçülür. Hemoglobin, kana kırmızı rengini veren moleküldür ve glikozu bağlar. Bu bağlanma bize son 3 ayın şeker ortalamasını gösterir.

  • Normal bir insanda 5,5 – 6 arası normaldir

  • 6’nın üzeri diyabet göstergesidir

Bazı kişilerde açlık ya da tokluk kan şekeri 400–500’lere, hatta 1000’lere kadar çıkabilir. Bu durum şeker komasına kadar gidebilir.


Şeker Koması ve Ketoasidoz

Şeker hücreye girmediği için yağlar yakılır. Bu süreçte keton cisimleri oluşur:

  • Asetoasetat

  • Beta hidroksi bütirat

  • Aseton

Bu maddeler kanı asitleştirir. Vücut bunu tolere edemez hâle gelince diyabetik ketoasidoz gelişir ve hasta komaya girer.

Şeker komasında yerinde müdahale mümkün değildir. Mutlaka ambulans ve hastane ortamı gerekir.


Diyabet: Çoklu Organ Hastalığı

Diyabet tek bir hastalık gibi görünse de aslında çoklu organ hastalığıdır.

  • Böbrekler etkilenir

  • Kalp ve damar sistemi bozulur

  • Beyin dokusu etkilenir, uzun vadede Alzheimer gelişebilir

  • Bağışıklık sistemi zayıflar

  • Yaralar iyileşmez

  • Kanamalar durmaz

İleri aşamada ayak damarları bozulur, kangren gelişir ve amputasyona kadar giden süreç başlar.

Koroner damar harabiyeti kalp krizini benzer şekilde tetikliyor. Yani tamam, biz şekeri hücreye alamıyoruz ama yağları aşırı yaktığımız için problem yaşıyoruz.

Şimdi hem yağlar çok mobilize ediliyor, metabolizmadan geçiyor. Aşırı yağlanma, kolesterol birikimi, karaciğer yağlanması, keton cisimlerinden dolayı damarların bozulması ortaya çıkıyor. Bunun yanı sıra kişi, doymak için aldığı yağları da zaten vücutta fazla olan yağlara eklemiş oluyor.

Anlatabildim mi buraya kadar?


Şeker Hastası Ne Yapmalı?

Peki ne yapmalıyız? Şeker hastası ne yapmalı?

Bir defa her şeyden önce uygun bir uzman hekime gitmeli. İlk etapta yapılması gereken budur. Hastalığın ortaya konması ve buna yönelik tedavilerin süratle başlatılması gerekir.

Çünkü bu şeker düzeyleri düşürülmezse hasta sürekli komaya girer. Bunun sürdürülebilirliği yoktur.

Bakın, damarların hemen hemen tamamı bozulur. Beyin damarları dâhil, cinsel organ damarları dâhil. Erkeklerde kronik şeker hastalığında, özellikle Tip 2 diyabette impotans, yani ereksiyon problemi gelişir. Bu çok ciddi bir problemdir.

Bu durum da yine ketoasidoz dediğimiz, kanın asitleşmesinden kaynaklanır. En ufak bir kanamada kanama durmaz, yaralar iyileşmez.


Kan Şekerini Düşürmek: Sadece Diyet Yeterli mi?

Ne yapmamız lazım?

Kan şekerini düşürmemiz lazım. Tamam.

Peki kan şekerini düşürmek; ekmek yememek, pirinç yememek, şekerli şeyler yememek midir? Bu bir tedavi midir?

Değildir.

Neden? Çünkü karaciğerin onlarca fonksiyonu vardır. Bunlardan biri de glikoz üretmektir. Biz buna glukoneogenez diyoruz.

Karbonhidrat olmayan maddelerden, glikojenik amino asitlerden; pirüvik asit, laktik asit gibi kaslarımızın atık maddelerinden karaciğer glikoz ve glikojen üretir. Yani depo glikoz yapar ve ihtiyaç anında kana verir.

Bunu kim sağlıyor?

Glukagon dediğimiz bir pankreas hormonu.


Vücudun Acil Enerji Mekanizması

Şekeriniz düştüğü zaman ya da kaç ya da savaş gibi durumlarda — örneğin korktuğunuzda, kaçmanız ya da saldırmanız gerektiğinde — enerji gerekir. Enerji ne? Şeker.

Bu durumda karaciğerden kana şeker geçer. Siz yemek yemeseniz bile sabah uyandığınızda kortizol düzeyiniz yüksektir. Kortizol de kan şekerini artırır. Yani şekeriniz yine yükselir.

Hasta diyor ki:

“Ben sabah kahvaltı yapmıyorum, karbonhidrat tüketmiyorum, bal yemiyorum, şekerli şeyler yemiyorum ama sabah kalkıyorum şekerim 200, öğlene doğru 300’ü buluyor.”

İşte o şeker karaciğerden kana geçmiştir.


Tedavide Temel Hedef: Şekeri Hücreye Sokmak

O zaman ne yapmalıyız?

Yapmamız gereken şey, şekeri hücreye sokacak bir ürün, bir ilaç; yani insülin değerinde bir şeydir.

Hekimlerin yaptığı da budur. Eğer hastanın şekeri çok yüksekse, 300–400’lerdeyse, hekim hemen insüline başlar. Başlamak zorundadır zaten.

Ama burada bir sıkıntı var:

Hastada insülin vardır. Fakat insülin hücrelere bağlanıp şekeri sokamadığı için, dışarıdan verilen insülin şekeri yeterince düşürmez.

Anlatabildim mi?


Moderatör – Gazeteci Müslüm AKTÜRK:

Bir arkadaş dedi ki hocam: “İnsülinden artık göbeğim yara oldu.” Yani iğneden yara oluştu, dayanacak gibi değil.


İnsülin ve Vücudun Hassas Dengesi

Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Ne yazık ki bu sadece göbekle sınırlı bir durum değil. İnsülin sonuçta bir ilaçtır, kimyasal bir maddedir. Evet, insülindir; 51 amino asitten oluşan bir peptit hormondur, doğru.

Ama bunu ilaç hâline getirdiğimizde dozunu tam olarak ayarlamak her zaman mümkün olmuyor.

Allah vücuda öyle muazzam mekanizmalar vermiş ki, ne kadar insüline ihtiyaç olduğunu pankreas biliyor. Feedback mekanizmaları var. Beyin, hipotalamus, damarlar, reseptörler bunu çok hassas ayarlıyor.

Ama biz dışarıdan verdiğimizde bu dengeyi her zaman tutturamayabiliyoruz.

Yine de çok değerli hekimlerimiz var. Gerçekten bunu hastalara çok güzel ayarlayan doktorlarımız var.


İnsülin Direnci Devam Ediyorsa Ne Yapılmalı?

İnsülin verildiği hâlde şeker düşmüyorsa ne anlarız?

Çok yüksek insülin direnci vardır.

O zaman hastanın ne yapması lazım?

Eğer obezse kilo vermesi lazım. Obezlerde genellikle insülin direnci olur.

Örneğin gestasyonel diyabet dediğimiz, her 100 gebe kadından yaklaşık 5’inde görülen bir diyabet türü vardır. Gebelikte kilo artışına bağlı gelişebilir. Bunun mutlaka kontrol altına alınması gerekir, aksi hâlde fetüse zarar verir.


Beslenme: Ne Kadar ve Nasıl?

Hasta insülin kullanmasına rağmen şekeri düşmüyorsa karbonhidrat alımını kısıtlayacak.

Pirinç, ekmek…

Bakın, beyaz ekmek şekerden daha şekerlidir. İnanılmaz gibi geliyor ama öyledir. Glisemik indeksi çok yüksektir.

Ekmek yememek olmaz. Yemeliyiz.

Ama bir–iki dilimi geçmemeliyiz.

Beyaz ekmekte kepek alınmıştır, bazı kimyasallar eklenmiştir, gluten oranı yüksektir. Tam buğday tercih edilmelidir ama yine abartılmamalıdır.

Meyveler de şekeri yükseltir.

Günde üç mandalina değil, bir mandalina yiyelim. Nefsi köreltmek gerekir.


Hareket ve Sporun Önemi

Spor yapacak, yürüyecek, kaslarını çalıştıracak.

Yürümek; kalp sağlığını, kas sağlığını, beyin sağlığını güçlendirir. Alzheimer’ı, Parkinson’u önler.

Spor kapalı bir ortamda yapılan şey değildir.

Spor yürümektir.

Günde 5–10 km yürüyüş herkes için mümkündür.


Moderatör – Gazeteci Müslüm AKTÜRK:

Dizinde problem olanlar nasıl yapacak hocam?


Alternatif Hareket Yöntemleri

Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Evet, en ciddi problem o. Diz problemi varsa çözmek gerekir. Eğer çözülemiyorsa, kişi aldığı enerjinin fazlasını yakmak için kollarıyla hareket edecek.

Oturarak, yatarak, eğilip kalkarak spor yapacak. Bunlar da spordur.


İltihaplanma: Pek Çok Hastalığın Temeli

Bütün bu hastalıklarda en büyük sorun iltihaplanmadır.

Romatizma, kalp-damar hastalıkları, Alzheimer… Hepsinin temelinde iltihap vardır.

Nasıl iltihaplanıyoruz?

Ekmekle.

Eski buğdayda protein yüksekti, nişasta düşüktü. Şimdiki hibrit buğdayda protein azaldı, nişasta arttı. Gluten ve gliadin gibi inflamasyon yapan proteinler arttı.

Bu proteinler bağırsak duvarına yapışır, sindirilmez. Bağışıklık sistemi buraya saldırır, iltihap oluşur. Bağırsak duvarı zarar görür. Gluten kana geçer ve vücutta yaygın bir iltihabi süreç başlar.

Bu iltihap nereye giderse orayı hastalandırıyor. Anlatabildim mi?

İltihaplanma en büyük sorunlardan biridir. Bunu yapanların başında da sindiremediğimiz, bağırsak duvarına yapışan ekmek geliyor. Nişastası yüksek, gluteni yüksek, gliadin proteini yüksek.

Çölyak hastalığını duymuşsunuzdur. Çölyak hastalığına gluten hastalığı da denir. Gluten alerjisi ya da gluten hassasiyeti denir. Neredeyse herkeste vardır ama kiminde az, kiminde çoktur. Hayatın bir döneminde başlar. Dikkat edilmezse ilerleyen dönemlerde daha büyük ölçekte karşımıza çıkar.


Ekmekten Tamamen Uzak Durmak Mümkün mü?

Peki ekmekten uzak kalabilir miyiz?

Çok zor. Kalamayız. Bütün dünya böyle. Çünkü bizi doyuran ekmek.

Ama ekmeği kısıtlamalıyız. Bulabiliyorsak Anadolu buğdayı, kara buğday dediğimiz buğdaydan yapılmış ekmekleri tercih edelim.

Şimdi çok değerli bir hocamız var, Ramazan Hoca. İsmini duydunuz mu bilmiyorum, kendisi ekonomisttir ve televizyonlara sık çıkan bir hocamızdır. Benim bir doktorantım tanışıyor. Geçen gün görüştük. Dedi ki:

“Hocam, Ramazan Hoca bir ekmek üretti. Normal buğdaydan değil. O ekmekten tüketenler çok fayda görüyor.”

Yani şunu demek istiyorum: Ekmek kısıtlandığında, özellikle şeker hastaları için çok ciddi fayda sağlanıyor.


Meyve ve Kilo Konusu

Meyveyi de abartmayacağız.

Günde bir elma; o da tercihen yeşil, ekşi elma. Elma yediğimiz gün portakal yemeyelim, muz yemeyelim. Günde bir tane meyve yeterlidir. Büyük olanlardan da değil.

Kilo dediğimiz şey aslında bir tür urdur. Kilo aldık dediğimiz şey yağlanmadır. Vücut yaklaşık 300–350 gram şekeri glikojen olarak depolayabilir ama 300 kilo yağı depolayabilir.

Çok karbonhidrat aldığınız zaman bu yağa dönüşür. Karaciğer yağlanır. Karaciğer yağlandığı zaman fonksiyon yapamaz hâle gelir.


Karaciğer: Vücudun En Büyük Sigortası

Karaciğer vücudun en önemli sigortasıdır. Onlarca görevi vardır:

  • Zehirli maddeleri zehirsiz hâle getirir

  • İlaçları metabolize eder

  • Üre üretimi karaciğerde olur

  • Proteinlerin büyük bir kısmı karaciğerde sentezlenir

  • Kolesterol sentezi

  • Safra asidi sentezi

  • Vitamin ve demir depolama

Bütün bunlar karaciğerin görevleridir.

Siz karaciğeri yağlandırdığınız zaman bu durum bütün organlara sirayet eder.

Bakın, şeker hastalığından dolayı karaciğer yağlandı. Karaciğer yağlandığında pek çok fonksiyon aksadı. Örneğin pıhtılaşma proteinleri sentezlenmezse, bir yerinizi kestiğinizde kanama durmaz.

Anlatabiliyor muyum demek istediğimi?


Şeker Tek Hastalık Değil, Hastalıklar Zinciridir

Şeker bir hastalıktır ama neden olduğu bir sürü başka hastalık vardır.

Peki ne yapmalı?

Dediğim gibi, şekeri yükseltecek şeyleri kısıtlayacağız. Glisemik indeksi yüksek olanlardan kaçacağız. Pirinç, ekmek…

Karpuz yeme demiyorum. Bir dilim ye. Ama beş dilim yediğin zaman kan şekeri pik yapar.


Moderatör – Gazeteci Müslüm AKTÜRK:

Hocam, bunlara rağmen, bu dediklerinize uymasına rağmen bazı şeker hastaları yine rahatsız. Yani geriye doğru bir gidiş yok, yaşam standartları çok düşük. Bu insanlar ömür boyu buna mahkûm mu? Normal bir insan gibi yaşamalarının bir yolu yok mu?


Destekleyici Tıp ve Bitkisel Yaklaşım

Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Var, elbette var. Destekleyici tıp var. Biz zaten bu yüzden bu yola çıktık.

İnsanlar neden şeker hastası olur?

Birincisi doğuştan gelebilir. Konjenital olabilir, aileden gelebilir. Anne babası şeker hastası olan bir çocuğun şeker hastası olma ihtimali daha yüksektir.

Ben hastalara hep sorarım: “Ailede şeker hastası var mı?” Çoğu zaman vardır.

Öncelikle kendimizi korumamız gerekiyor. Bu bir.

Diyelim ki şeker hastalığının tedavisine yardımcı olacak bir preparat bulduk. Bitkisel bir yöntem. Hastaya diyorum ki:

“İlaçlarınla beraber bunu da kullan. Bu, pankreasındaki harabiyeti toparlamaya yardımcı olacak.”


Covid Sonrası Diyabette Artış

Genel olarak Tip 2 diyabetlilerde şunu görüyoruz:

Covid sonrası şeker hastalığında ciddi bir artış oldu.

Biz Covid döneminde bir ilaç geliştirdik. Erdal Hocam bilir, Başkanım. Immunsa diye bir ilaç geliştirdik. Sağlık Bakanlığı ve TÜBİTAK-MAM destekleriyle.

Tamamen bitkisel, koronavirüsü etkisiz hâle getiren bir ilaçtı ve gerçekten çok işe yaradı. İnsanlar kullandı ve çok faydalandı.

Koronavirüs, başka virüsler, bazı zehirler ve hatta besinlerle aldığımız koruyucu maddeler ne yazık ki karaciğere, bağırsaklara, pankreasa zarar veriyor. Oralarda iltihap oluşturuyor.


Pankreas, Otoimmünite ve Beta Hücreleri

Bir pankreatit dediğimiz virüs enfeksiyonu pankreastaki hücreleri öldürebiliyor. Orada iltihap oluşturuyor. Bu iltihap sonucu beta hücreleri, yani insülin üreten hücreler ölebiliyor.

Bir etken virüs ama bir etken daha var:

Bağışıklık sistemi, virüsün zarar verdiği beta hücrelerini yabancı gibi algılamaya başlıyor ve onlara saldırıyor. Böylece otoimmün bir reaksiyon başlıyor.

Tıpkı MS hastalığında olduğu gibi. MS’te bağışıklık sistemi nöronların miyelin kılıfına saldırır.

Pankreasta da benzer bir durum oluyor. İltihap sırasında bazı beta hücreleri ölmez ama inaktive olur, suskun döneme geçer. Çalışmaz hâle gelir.


Geliştirilen Bitkisel Formülün Mantığı

Bizim geliştirdiğimiz, şeker tedavisine yardımcı olan ürün 13 bitkiden oluşuyor.

Ben şöyle düşündüm:

Tip 2 diyabet çoğu zaman bir inflamasyon sonucu gelişiyor ve otoimmün bir süreç başlıyor.

Eğer ben bu iltihabı kurutursam, sağlam ama pasif hâle gelmiş beta hücrelerini yeniden çalıştırabilirim.

İki:

Vücuttaki yağları mobilize edersem obezitenin önüne geçerim.

Karaciğer yağlarını eritip karaciğeri düzeltirsem, damar bozukluklarını toparlarsam birçok dokunun durumu da düzelir.


Koronavirüs ve Damar Hasarı

Koronavirüs bir damar hastalığıydı. Sadece akciğer hastalığı değildi. Akciğerden tuttuğu için öyle göründü ama bütün damarları etkiledi.

Kalp koroner damarları, kasları etkiledi.

Bu yüzden 20 yaşında gençler kalp krizinden öldü. Sahalarda futbolcular düştü.

Bunları ben tek başıma söylemiyorum. Avrupa’daki koronavirüs çalışma gruplarında bu artık bilimsel olarak kanıtlandı.

Koronavirüs; diyabeti, kalp-damar hastalıklarını, Alzheimer’ı, böbrek hastalıklarını tetikliyor.


Virüs Vücuttan Tamamen Atılıyor mu?

Moderatör – Gazeteci Müslüm AKTÜRK:

Vücut virüsü tam olarak atamıyor mu hocam?

Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Atamıyor. Tam olarak atamıyor.

Moderatör – Gazeteci Müslüm AKTÜRK:

Yani belli bir süre mi gerekiyor ya da bir şeyler kullanmak mı gerekiyor?

Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Evet. Bir süre vücutta kalabiliyor. AIDS virüsünü düşünün. En az 5 yıl latent kalabiliyor. Bazı çalışmalarda 25 yıl sessiz kaldığı söyleniyor.

Ne zaman bağışıklık düşerse, virüs tekrar ortaya çıkıyor. AIDS’te insanlar virüsten değil, virüsün neden olduğu bağışıklık yetmezliğinden ölüyor.

O yüzden adı Kazanılmış Bağışıklık Yetmezliği Sendromu.

AIDS’te maalesef kişi pnömoniden, yani zatürreden ölüyor. Veyahut bakın, kişi kanser olup ölüyor.


Bağışıklık Sistemi Nasıl Açık Tutulur?

Moderatör – Gazeteci Müslüm AKTÜRK:

Kalpten ölüyor.

Peki hocam, bağışıklık sistemini nasıl açık tutabiliriz? Her yıl aşı yapmamız gerekiyor mu? Veya başka yollar var mı?

Bir de hocam, sizin ürettiğiniz bu kremler var. Onu biraz açarsak iyi olur. Arkadaşlarımız da bilsin. Hocamız diyabetle ilgili çok önemli bir gelişmeye, bir buluşa ekip olarak imza attılar. Dün akşam konuştuk. Dört yıl sürmüş bunun mücadelesi. Dört yıl sonra ortaya çıkmış, tamamen bilimsel.

Hocam, bu kremler diyabeti ne kadar etkiliyor? Sadece diyabet için mi, başka şeyler için de etkili mi?


İltihaplanma: Temel Sorun

Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Şimdi şöyle söyleyeyim. Bu çok önemli, tekrar edeyim. Bizim vücudumuzun iltihaplanmaması lazım. Bu çok önemli.

Ne dedik?

Ekmek, ekmek hamuru çok yendiği zaman bağırsakları bloke ediyor. Bağışıklık oraya saldırıyor ve bağırsak yıprandığı için bağırsak içeriği kana çok kolay geçiyor.

Antijenik proteinler; gluten, gliadin gibi proteinler kana geçiyor. Bağışıklığımız bunları yabancı görüyor ve saldırıyor. Orada bir iltihabi odak oluşuyor. O protein neredeyse bağışıklık oraya saldırıyor.


Hedef: Vücuda Zarar Vermeden İltihabı Kurutmak

Şimdi bir örnek vereyim.

Bir odada bir düşman askeri var. Siz onu tabancayla vurup öldürebilirsiniz. Ama bomba atarsanız da öldürürsünüz. Bombayı attığınız zaman sadece düşmanı değil, odayı da paramparça edersiniz, binayı da yıkarsınız.

Bunu niye söyledim?

Bizim hedefimiz, vücuda zarar vermeden, direkt o virüsü, o iltihabı kurutmaktır. Benim hedeflediğim nokta bu.


Bitkisel Formülün Etki Alanı

Benim geliştirdiğim, şeker tedavisine yardımcı olan, tıbbi aromatik bitkilerden oluşan bitkisel yapı, birçok şeker semptomunu düzelttiği gibi;

  • Prostatla ilgili sıkıntıları azaltıyor

  • Ereksiyon problemini çözüyor

  • Kan damarlarını onarıyor

  • Kanı daha akışkan hâle getiriyor

  • Kalbin yükünü azaltıyor

Bu arada damarları, retinayı, böbreği de; yani o dokulardaki iltihapları kurutarak onarıyor.

Anladınız değil mi?

İltihabı kuruttuğunuz zaman dokuyu kurtarıyorsunuz, organı kurtarıyorsunuz.


Pankreas ve Beta Hücreleri

İki:

Pankreastaki iltihabı kuruttuğunuz zaman, canlı kalmış ama inaktive olmuş beta hücrelerini yeniden çalıştırırsanız, bu hücreler tekrar insülin üretmeye başlıyor.

Ama burada çok önemli bir şart var:

Bu süreçte perhize dikkat edilmesi gerekiyor. Bir taraftan biz düzeltirken, diğer taraftan yanlış beslenmeyle yıkarsak olmaz.


Kanın Asitlenmesi ve Diyabet

Kanın pH’ını düzeltmemiz lazım.

Diyabette, özellikle kontrolsüz diyabette ketoasidoz oluşuyor. Yani kan asitleşiyor.

Asit ne yapıyor?

  • Damarları mahvediyor

  • Retinayı bozuyor

Şeker hastaları bazen akşamları yemekten sonra bulanık görür. Eğer yemekten sonra görme bulanıklaşıyorsa, bilin ki şeker yüksektir.


Şeker Yaraları ve İyileşmeme Nedeni

Şeker hastalığında çok sayıda yara oluşur.

Eller, ayaklar, bacaklar… Uzak ekstremitelerde yaralar çıkar ve iyileşmez.

Neden?

Çünkü kan asittir. Asit ortamda bağışıklık çalışmaz, hücreler onarım yapamaz.

Asitliği düşürdüğünüz zaman dokular yenilenir.


Kremin Etkisi: Dışarıdan Onarım

Bizim ilacımızın içeriden yaptığı budur.

Kremin dışarıdan yaptığı da budur.

Krem;

  • Bakteri, virüs veya mantar kaynaklı enfeksiyon varsa

  • Şeker yarası varsa

Önce bozulmayı durdurur, sonra onarımı başlatır. Yani rejenerasyon sağlar. Hücrelerin yeniden çoğalmasını sağlar.

Ama tekrar söylüyorum:

Kremi kullanırken şekerin kontrol altında olması lazım. Bir taraftan kan asitken yarayı iyileştiremezsiniz.


İyileşme Süresi

Moderatör – Gazeteci Müslüm AKTÜRK:

Süresi ne kadar hocam? Ne kadar sürüyor?

Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Basur hastalığında en geç 15 gün içinde iyileşme sağlıyor.

Moderatör – Gazeteci Müslüm AKTÜRK:

Kurutuyor mu tamamen?

Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Kurutuyor. Kanamayı durduruyor, bölgeyi onarıyor.


Varis ve Hemoroid

Basur bir toplardamar hastalığıdır.

Toplardamar şişer, patlar ve kanama olur. Varis de bir damar hastalığıdır.

Toplardamarları düzelttiğiniz zaman:

  • Hem varis düzelir

  • Hem hemoroid (basur) düzelir

Yaralar çok hızlı iyileşir.


Kullanım Alanlarının Genişliği

Sivilceler, egzama, sedef, vitiligo (alaca hastalığı), kaz ayakları, kırışıklıklar, göz torbaları, dudak çatlakları, gebelik çizgileri, bebeklerde pamukçuk, romatizma, eklem ağrıları, bel ve boyun fıtıkları, tırnak ve ayak mantarları, güneş yanıkları, saç kıran…

Bu saydıklarımın hepsinde etkili olduğunu gördük. Her birinin en çok etkili olduğu alanları ayrı ayrı belirledik.


Tamamen Organik Yapı

Krem tamamen organik tohum yağlarından oluşuyor.

Bu nedenle yenilebilir. Yense bile bir zararı olmaz.

Gastrit ve ülser hastalarına da tavsiye ettim. Yaraları iyileştirdiği için gastrit ve ülserlerini düzeltti.


Şeker Tedavisinde Yeri

Moderatör – Gazeteci Müslüm AKTÜRK:

Şeker için ne kadar süre tanıyorsunuz hocam?

Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Krem, şeker hastalığının tedavisinde kullanılmıyor.

Sadece şeker yaralarının tedavisinde kullanılıyor.

Şeker tedavisine yardımcı olan ise 13 bitkiden oluşan tıbbi aromatik poliherbal üründür.


Ruhsat ve Bilimsel Süreç

Şeker ilacının deneysel çalışmaları bitti. Sonuçlar çok iyi. Yayınlarımızı yaptık, bir yayın daha hazırlıyoruz.

Kremin ruhsatını ise Sağlık Bakanlığı’ndan aldık. Yaklaşık bir yıldır ruhsatlı.

Çok sayıda basur hastasının iyileştiğine birebir şahidiz.

Erdal ATAKLI:

Gastrit konusunda ben şahidim. İki senedir yok.


Ekmek, Katkı Maddeleri ve Sağlık

Nurettin AYAZ:

Beyaz ekmek, katkı maddeleri ve yaş mayalar da önemli bir sorun değil mi?

Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Aynen öyle. Hem katkı maddeleri hem de gluten ve nişasta yükü çok yüksek.

Ben ekmeğe karşı değilim ama ne kadar tükettiğimiz çok önemli. Aşırı ekmek tüketiminin Alzheimer’a kadar yolu var. Erken bunama, tremorlar, bağışıklık çökmesi ve şeker hastalığıyla bağlantılıdır.

İşte belki de nedenlerinden bir tanesi budur şekerin.

Nurettin AYAZ:

Ama enteresandır. Anadolu’nun beslenme temel maddesi ekmek. Ondan vazgeçemiyoruz maalesef.

Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Evet. Maalesef demeyeyim de, bizim Anadolu buğdayı olsa sıkıntı yok.

Eski buğday nasıldı?

Bizim monoploid bir buğdayımız vardı, 14 kromozomlu.

Şimdi ise triploid, yani 42 kromozomlu buğday var.

Ne oldu?

  • Tane büyüdü

  • Başak küçüldü

  • Verim arttı

    Ama ne arttı?

    Nişasta arttı

    Gluten proteini arttı

    Yararlı proteinler azaldı

Bizi hastalandıran şey bu.

Şu anda kepeği alınmış ekmeği yiyoruz. Oysa birçok vitamin ve protein kepekte kalıyor.

Kara buğday dediğimiz şey aslında buğday değil biliyorsunuz. Mercimekgillerden.

Bir miktar karbonhidrat almamızda sorun yok. Ama ekmekte, şekerden bile daha fazla glikoz varsa orada sorun var.

Bakın ekmek, şekere göre daha şekerli.

Bazıları diyor ki:

“Ben havuç yiyorum, portakal yemiyorum.”

Ama havuç da şekerli, limon da şekerli.

Sonuçta glikoza dönüştüğü zaman, hepsi şeker olarak karşımıza çıkıyor.


Gelen İzleyici Mesajı Üzerine Değerlendirme

Moderatör – Gazeteci Müslüm AKTÜRK:

Hocam bir mesaj var.

Şeker yok.

Tansiyon 60–120.

Yürüyemiyor, diz problemi var.

Karaciğer yağlanması var.

Kas ağrıları çok.

Şöylen hastası.

Şeker hastası değil ama birçok problem var. Ne yapabilir?


İltihap, Fıtık ve Eklem Sorunları

Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Özellikle yaşı biraz ilerlemiş insanlarda:

  • Menisküs

  • Kireçlenme

  • Fıtıklar

çok sık görülür.

Fıtık dediğimiz şey bir disk kaymasıdır, yani herni.

Bu da iltihap yapar.

Bakın tekrar ediyorum:

İltihap çok önemli.

Bizim kremin güzel özelliklerinden biri, sürüldüğü yerde:

  • İltihabı kurutması

  • Mikrop varsa öldürmesi

  • Dokunun toparlanmasına yardımcı olması

Bu tür vakalarda faydalı olacağını düşünüyorum.


Yan Etki ve Yanık Kullanımı Sorusu

Moderatör – Gazeteci Müslüm AKTÜRK:

Fazla kullanılırsa yan etkisi oluyor mu hocam?

Nurettin AYAZ:

Yanık tedavisinde de kullanabiliyorlar mı? Yara, yanık için?

Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

İyi ki hatırlattınız. Hepsini sayamadım.

Şimdi şunu netleştireyim:

Bu bir ilaç değil.

Bitkisel bir destekleyici üründür.

Her ne kadar Sağlık Bakanlığı onaylı olsa da, buna “ilaç” diyemeyiz.

Ama yardımcı olduğu alanlar çok geniştir.


Uzun Süreli Diyabet Hastasından Soru

Moderatör – Gazeteci Müslüm AKTÜRK:

Şehmus Bey hattımızda. Uzun yıllardır diyabet hastası. Buyurun.

Şehmus GÜMÜŞTAŞ:

İyi akşamlar.

55 yaşındayım. Yaklaşık 30–34 yıldır şeker hastasıyım.

İnsülin önerildi ama kullanmadım. Haplarla devam ettim.

Sonra:

  • Prostat çıktı

  • Kalp krizi geçirdim (iki kez)

  • Üç stent takıldı

Şu anda 7–8 farklı hastalık için günde 30’dan fazla hap kullanıyorum.

Eskiden bir hastalık olurdu, ilacı kullanır, iyileşirdik.

Şimdi ilaçlar bitmiyor.

Sormak istediğim şu:

Bu şeker hastalığı için bir çare yok mu hocam?


Diyabet: Bir Hastalık Değil, Hastalık Kaynağı

Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Şeker tek bir hastalık değildir.

Birçok hastalığın kaynağıdır.

Kalp krizi geçirmenizin nedeni büyük oranda şekerdir.

Koroner damarlar bozulmuş, daralmış, yağlanmış, tıkanmıştır.

Öncelikle şekeri toparlamak gerekir.

Keşke bir dönem insülin kullansaydınız.


Şeker Değerleri ve Hücresel Gerçeklik

Şehmus GÜMÜŞTAŞ:

Hocam üç aylık ortalamam 350 dediler.

Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Bu yaklaşık HbA1c 9–10 demektir.

Şimdi şunu açık söyleyeyim:

Bu bitkisel poliherbal ürün:

  • Pankreasta iltihap varsa kurutur

  • Canlı ama çalışmayan hücre varsa çalıştırır

  • Ama ölmüş hücreyi diriltemez

Mucize beklemeyelim.

Mucize peygamberlerin işidir.

Biz yıllarca çalıştık.

13 bitkiden oluşan bir formül geliştirdik.

Bir bitki Brezilya’dan geliyor.

Diğer 12 bitki Mardin bölgesinden.

Neden?

  • Sanayi bölgelerinden uzak

  • Toplanma zamanı çok önemli

  • Etken madde oranları korunuyor

Anadolu florası Avrupa’dan çok daha zengin.

Sağlık Bakanlığı da artık bu alana yöneliyor.

GETAB çalışmaları, yani geleneksel tıbbi aromatik bitkilerle ilgili çalışmalar son sürat yapılmaya başlandı. Sayın Cumhurbaşkanımızın değerli eşleri Emine Hanım özellikle destekliyor, ata tohumları falan onları destekliyor ve bu tür çalışmaların yapılması için teşvik ediyor. Ben böyle insanlarla çünkü birebir tanıştım. Sağ olsunlar onlar da bizim çalışmamıza biraz çok sıcak baktılar. Biz de, onlar da böyle yardımcı oluyoruz. Nedir? Ülkemize, vatanımıza, insanımıza olabildiğince yararlı olmak, hizmet etmek. 

Şehmus GÜMÜŞTAŞ: Teşekkür ediyorum Hocam. 

Prof. Dr. Adnan AYHANCI: Yani inşallah dediğim gibi önce bir iltihabı kurutalım. Evet. Canlı hücre varsa bakın bu onun için ben mucize değil diyorum. Şimdi 3 sene önce şeker hastası olmuş birinde canlı hücre olma olasılığı yüksek. Ama 10 yıl geçmiş, 15 yıl geçmiş, biraz düşük. İltihap hücreleri öldürüyor. Maalesef.

Şehmus GÜMÜŞTAŞ: Özür dilerim Hocam. Arkadaşlar da hakkını helal etsin. Kısa bir şey daha sorayım. Şimdi ben anjiyodan sonra 1 buçuk sene önce anjio oldum en son, stent takıldı. Göğüs ağrım halen devam ediyor. Doktora gidiyorum. Doktor diyor ki senin damarlar artık eskisi gibi değil. Damarlarda sıkıntı var diyor. Sen bu şekilde idare edeceksin. Şimdi sizin bu kreminiz bu göğüs ağrısı olsun, menisküs yırtığı var şu anda dizimde, onlara da fayda verir mi?

Prof. Dr. Adnan AYHANCI: Onlara fayda verir, öyle kronik ağrılara büyük oranda. Mesela bir kanser hastası vardı. Kemik sirayeti vardı. O kremimiz çok fayda verdi ona. Yani morfinin durduğu noktada kremle biraz kolaylaştırdık. 

Şehmus GÜMÜŞTAŞ: Evet hocam. Şimdilik ben bu kremi kullanıyorum dizim için ama geçici. Bir de bunun hapı da var. 

Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Evet, biliyorum bunu. Kullanmanıza yarar var, kullanabilirsiniz onu.

Şimdi benim kremde vazelin vesaire yok. Ben tamamen organik kullanım yapıyorum. Çünkü benim iddiam şu: Benim krem yenebilir.

Mottom şu:

“Bir insan yiyemediği bir şeyi niye yüzüne sürer?”

Yani yemekten korktuğunuz bir şeyi yüzünüze sürmemeniz gerekiyor bence. Kimyasal var çünkü… Kimyasallar ne yazık ki hayatımızın her alanına girmiş durumda.

Bakın, ruj kullanan bir kadın, hayatı boyunca sürdüğü rujdan 1,5 kilogram kurşuna maruz kalıyor. Bu ne demek biliyor musunuz? 1,5 kilogram ağır metal.

Şimdi kimseye çamur atmak için söylemiyorum ama insanlar biraz dikkatli olsunlar. Bizim derdimiz; kırışıklık bölgesine, kaz ayaklarına, alındaki kırışıklıklara ya da başka bölgelere, oradaki bağ dokusunu çalıştırarak vücudun kendi kolajen üretimini sağlamak.

Yani bu tam anlamıyla Konfüçyüs felsefesi.

“Adama balık vermek değil, balık tutmayı öğretmek gerekir.”

Aksi halde her gün balık vermeniz gerekir. Yani her gün kimyasal kullanmak zorunda kalırsınız.

Kırışıklık için bağ dokunuz çalıştığı zaman, kolajen lifler ve elastik lifler üretildiğinde cilt zaten normale döner.

Çünkü bağ doku hücreleri bazen tembelleşiyor, inaktifleşiyor. Bizim kremimizin bileşimindeki bazı maddeler, bu hücreleri canlandırıyor.


Nurettin AYAZ:

Evet, Adnan Hocama ek bir bilgi vereyim ben.

Süleyman Demirel Üniversitemizin Biyoloji Profesörü Hasan Özçelik, yakın zamanda bir kitap yayınlayacak. Özellikle Isparta yöresindeki 650 endemik bitki, size faydalı olabilecek çok değerli bir arşiv niteliğinde.

TİNGADER’in en son sayımızda, Müslüm Bey, PDF’ini Adnan Hocama atıverin.


Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Çok sevinirim. Sayın Hocam, çok teşekkürler.

Ben bir kitap kurduyum, bir kaynak kurduyum. Isparta yöresini biliyorum. Anadolu’nun birçok yerinde, sadece ülkemize has endemik bitkiler var.

Mesela bizim üniversite kampüsümüzde yaklaşık 10–15 tane bitki, sadece kampüs içerisinde bulunuyor. Dünyanın başka bir yerinde yok.


Nurettin AYAZ:

Ve yakın zamanda bu neşriyatı, Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörümüz Sayın Prof. Dr. Mehmet Saltan, baskı olarak geçirecek. Bunu da buradan müjdeleyelim.


Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Çok teşekkür ediyorum. Çok güzel bir haber.


Moderatör – Gazeteci Müslüm AKTÜRK:

İnşallah o kaynağı PDF olarak değil, dergimizi ulaştıracağız. Genel Başkanımız da zaten gösteriyor. Onu doğrudan ulaştıracağız inşallah.


Erdal ATAKLI:

Ben yakın zamanda hocama gidiyorum. Dergiyi de o zaman götürürüm inşallah.

Adnan Hocamla 10 yıldan fazla süredir abi–kardeş gibiyiz; dostumuz, hocamız kendisi.

İlk tanıştığımız dönemlerde ben ağır gastrit hastasıydım. Bildiğiniz bıçak saplanır gibi. Yemek bile yiyemiyordum. Doğu kültüründe et yemeği severiz ama yememeye başlamıştım.

İsim vermeyeyim ama bir vali, emniyet genel müdürü ve profesör olan bir abimizin şekerinin 400’lerden 50’ye düştüğüne canlı şahidim.

Bitkisel ürünleri, özellikle doğudaki ürünleri çok iyi bilir hocamız. Az önce homeopatik ilaçtan bahsedildi. Almanya’dan gelen Rita Kay adlı bir hocanın şu sözü çok çarpıcıydı:

“Biz Türklerden öğrenip, onlara geri satıyoruz.”

Gerçekten de bitkisel ürünler yıllarca buradan kamyon kamyon yurt dışına gitti.

Bu nedenle Adnan Hocamın geliştirdiği bu bitkisel ürünün çok insana fayda sağlayacağına inanıyorum.

Bir de hocamın bahsetmediği bir buluşu daha var: Yapay kan, değil mi hocam?


Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Teşekkür ederim Başkanım, sağ olun.


Moderatör – Gazeteci Müslüm AKTÜRK:

Kısaca yapay kandan da bahsedebilir miyiz hocam?


Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

Evet.

2014 yılında Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Dicle Üniversitesi ve Kars Kafkas Üniversitesi’nden 8 bilim insanı bir araya geldik.

Kanada, Amerika, Güney Afrika ve Çin’in yapay kan çalışmaları yaptığını duyduk. Biz de hiçbir yerden kan almadan, sıfırdan hemoglobin sentezledik.

Bir kısmını laboratuvarda, bir kısmını biyonanoteknolojik yöntemlerle bakterilere yaptırdık.

Ortaya nano hemoglobin adını verdiğimiz bir yapı çıktı.

Bu yapay kan:

  • Kan grubu taşımıyor

  • Herkese verilebiliyor

  • Steril ortamda üretildiği için güvenli

  • Vücutta normal kan gibi parçalanıp atılıyor


Moderatör – Gazeteci Müslüm AKTÜRK:

Ne kadar süre saklanabiliyor hocam?


Prof. Dr. Adnan AYHANCI:

13 ay.


Prof. Dr. Adnan AYHANCI (devam):

Ama şunu net söyleyeyim: Yapay kan, gerçek kanın yerini tutmaz.

Bu çalışma; deprem, savaş, akut kan ihtiyacı gibi olağanüstü durumlar için yapıldı.

Bazı hastalıklarda – orak hücre anemisi, talasemi, kalıtsal kan hastalıkları – akut ihtiyaçlar için kullanılabilir.

Ama herkesin kan vermesi bir insani ve vatandaşlık görevidir.


Moderatör – Gazeteci Müslüm AKTÜRK:

Çok teşekkür ederim hocam.

Prof. Dr. Adnan AYHANCI: Doğal kana alternatif değiliz. Destek olmak için bu yola çıktık. Sayın hocalarım, dört üniversiteden hocalarım sağolsunlar, hep beraber çok güzel bir şey yaptık ülkemiz adına. Ama bir basamak daha çıkması lazım diye düşünüyorum. 

Moderatör - Gazeteci Müslüm AKTÜRK: Allah kolaylıklar versin. Başarınız daim olsun Hocam. Tebrik ediyoruz. Biz yine konumuza dönelim. Bu kremler mucize bir buluş anladığım kadarıyla ki öyle görünüyor. Yani ameliyat olmadan 2 haftada, 3 haftada varistir, diğer hastalıkları falan onarıyorsun. Müthiş bir şey. 

Prof. Dr. Adnan AYHANCI: Yani Hocam çok özür dilerim. Bir şey ekleyeyim. Şimdi bazı hastalıkları mesela hemoroidi yani basur hastalığını 10-15 günde düzeltiyor. Evet. İyileştiriyor. Ama varis öyle değil. Damarlar içeride olduğu için varis tedavisi mesela 3 ayda bizim aldığımız yol %60 iyileşme. Bazı tedavileri daha uzun sürüyor. Şeker de öyle. Yani ne kadar eskiyse o kadar uzun bir tedavi gerektiriyor. 

Moderatör - Gazeteci Müslüm AKTÜRK: Mesela azami ne kadar Hocam? 

Prof. Dr. Adnan AYHANCI: Mesela variste 1 yıllık bir tedavi gerektiriyor. 

Moderatör - Gazeteci Müslüm AKTÜRK: Mesela o bir kutu ne kaç ne kadar gidiyor?  

Prof. Dr. Adnan AYHANCI: Varis için ayda bir kutu. Bir ay gidiyor.

Moderatör - Gazeteci Müslüm AKTÜRK: Anladım. Peki hocam bu kalıcı mı etkili yoksa şey bırakınca tekrar başlama olayı?

Prof. Dr. Adnan AYHANCI: Yani sürekli kalıcı, çünkü çok pardon iyileştirici etki yapıyor. Bakın semptomatik değil terapötik etkinliği var. Ya şimdi ağrı kesici alırsınız baş ağrınız kesilir, ama neden ortadan kalktı mı? Neden ağrıyordu? Kalkmadı. Sadece ağrınız geçti. Bu semptomatik tedavidir. Terapötik olan, iyileştirici olan da bizim söylediğimiz gibi iyileştiriyor. 

Moderatör - Gazeteci Müslüm AKTÜRK: Çok güzel. Biz hocam nasıl temin edebileceğiz? Biz işte dinleyicilerimiz ve yaptığımız zaman haberde de biz belirtelim. 

Prof. Dr. Adnan AYHANCI: Telefonumu ekleyebilirsiniz. Şu anda ilk aklıma gelen yakınlara, dostlara yardımcı olmak bizim görevimiz. Çünkü bizim internet sitemiz şu anda hazırlanıyor. Şubat gibi yayına girecek ama zaten internetten biraz belli bir şey vardır, biliyorsunuz. Fiyat vardır. 

Moderatör - Gazeteci Müslüm AKTÜRK: Ben Hocamdan bir daha şey rica edeceğim. TİNGADER ve Dünya Türk Yazarlar Birliği adına arayanları acaba indirim yapabilir miyiz? Dün de sormuştum. TİNGADER'den arıyoruz. Dünya Türk Yazarlar Birliği'nden.

Prof. Dr. Adnan AYHANCI: %20 indirim. 

Moderatör - Gazeteci Müslüm AKTÜRK: %20. Sağ ol hocam. Allah razı olsun Hocam. Ben o zaman hem telefon alacağım hocam istiyorsanız. Şimdi verebilirsiniz. Arkadaşlar da telefonunuzu yazsın. Hocam şimdi programı kapatacağız ama iki tane genel başkanımız onlara söz verelim. Ondan sonra inşallah son sözü tekrar size bırakırız. TİNGADER Genel Başkanımız Mehmet Ali Çelik. Evet. 

TİNGADER Genel Başkanı Mehmet Ali ÇELİK: Şimdi Adnan Hocamı zevkle, keyifle dinledik. gerçekten  rastgele yaşıyormuşuz. Bundan böyle daha bilinçli, daha şuurlu Hocamızın buluşlarından  ve bundan sonra inşallah önümüzdeki TİNGADER Türkiye dergisinin Şubat sayısında yayınlanmak üzere hem kremi, hem de yapay kanla ilgili birer makalesini istiyoruz. Aynı anda ikisini birden yayınlamak istiyorum. 

Prof. Dr. Adnan AYHANCI: Kısmet olursa Hocam. 

TİNGADER Genel Başkanı Mehmet Ali ÇELİK: Bunun da mümkün olursa bu ayın sonunu fazla geçmeden elimizde olursa, biz Ocak ayında grafik ve tasarım çalışmaları yapıyoruz. Şubat ayına hazırlık olması için. Bu konuda sizin de bu şekilde sözünüzü almış olduk. Doğru mudur? 

Prof. Dr. Adnan AYHANCI: Tabii. Tabii ki Hocam.

TİNGADER Genel Başkanı Mehmet Ali ÇELİK: 8 sayfayı geçmesin her iki makalenin toplamı.  mümkün olduğunca teferruata boğmadan, ama anlatabileceğiniz en etkin cümle, sınır, hacim neyse o şekliyle iki tane makale istiyoruz sizden. Peki çok teşekkür ederim benden bu kadar. Ben ayrıca dergi göndereceğim size. Onun da karşılığında bir talepte bulunmayacağız inşallah. 

Moderatör - Gazeteci Müslüm AKTÜRK: Teşekkür ederiz Mehmet Ali Hocam. Salih Başkanım, Dünya Türk Yazarlar Birliği Genel Başkanı Salih Kurt. 

WTJ - Dünya Türk Yazarlar Birliği Genel Başkanı Salih Kurt: Evet değerli Müslüm Başkanım hayırlı akşamlar diliyorum. Buyurun sizleri dinliyorum. 

Moderatör - Gazeteci Müslüm AKTÜRK: Yok biz sizi dinleyeceğiz. Seni dinleyeceğiz de bu şeyi artık programı kapatıyoruz. Genel Başkan olarak ne söylemek istersin? Programdan memnun muydun? Bilgi edindin mi, keyif aldın mı? Teşekkür etmek istiyor musun Hocamıza? Onun için söz verelim. 

WTJ - Dünya Türk Yazarlar Birliği Genel Başkanı Salih Kurt: Tabii Hocamıza, katılımcı arkadaşlara teşekkür boynumuzun borcu. Çok güzel bir program oldu. Benim şöyle bir problemim oldu yalnız. Onu da aktarayım. Fethi Hocam da, Fethi Aktürk Bey de ikaz ediyor: “Salih Bey, katılanlar oluyor. Şimdi arıyorlar telefonda soruyorlar. Biz kremi nereden temin edeceğiz Salih Bey?”, onlara cevap vermeye çalışıyorum. O esnada tabii böyle verimli bir programda zaman zaman koptuğum oldu. O yüzden kusuruma bakmayın. Ama çok yararlı, faydalı bir program oldu. Adnan Hocama yürekten teşekkür ediyorum. Katılımcı arkadaşların ilgisi, alakası gerçekten  güzeldi. Onlara da ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Fethi Hocamın bu konuda yaraları var, o da ameliyat oldu biliyorsun Müslüm Bey. Ona bir söz hakkı verelim. Kısaca onun da belki söyleyeceği bir iki şey vardır. Senin gölgende kalıyor biraz. Öyle geliyor bana. 

Moderatör - Gazeteci Müslüm AKTÜRK: Yok, o kardeşimiz mecbur söz istedi. Söz vereceğiz ya. Bir de polis yani sonuçta emekli de olsa polis, tutuklar bizi ya. Aynen. Fethi Bey orada mısın? 

WTJ - Dünya Türk Yazarlar Birliği Genel Başkanı Salih Kurt: Göremedim ben ama buradaydı. Şimdi aradı beni. Telefondan düştü. 

Fethi AKTÜRK: Tamam, tamam. Geldim. Dinliyorum. 

Moderatör - Gazeteci Müslüm AKTÜRK: Fethi Bey Urfa'da emekli oldu. O da Eskişehir'de görev yaptı. Şu anda Urfa’ya yerleşti. Evet. Buyur Fethi Bey. 

Fethi AKTÜRK: Merhaba. Hayırlı akşamlar. Değerli bilgileriniz için çok teşekkür ederiz. Bayağı bir bilgi sahibi olduk. Ancak ben 15 yıla yakındır bir tırnak batması var bende. Yani belki 50-55 doktora gittim, hiçbiri çözüm bulamadı. 6 branşa gittim. Hepsi, o ona salladı, o ona salladı. Şimdi acaba şimdi siz bunu anlatınca şeker olabilir mi diye aklıma gelmedi değil. Belli bir süre ayakkabı giydikten sonra  baş parmak ağrıyor. Sonra diğer parmaklar da ağrımaya başlıyor. 

Prof. Dr. Adnan AYHANCI: Renk değişikliği var mı parmakta? 

Fethi AKTÜRK: Yanıyor parmağım, yanıyor yani üst kısımdan diğer parmaklara.

Prof. Dr. Adnan AYHANCI: Şeker baktırdınız mı?

Fethi AKTÜRK: Hiç baktırmadım Hocam ya. Tahlillere baktırıyoruz ama şeker diye direkt de gitmedim. Aklıma geldi aslında kimyaya, biyokimyaya şeker için.

Prof. Dr. Adnan AYHANCI: Çok su içiyor musun?

Fethi AKTÜRK: Ortalama 2 litre. O dediğinizde idrarda çok koyu renkli, ama bir şey diyemem. Günde en çok 2 litre kadar içiyorum. Dediğinizden fazla, 5-6 ki en az gittiğimi tahmin ediyorum. 

Prof. Dr. Adnan AYHANCI: Gece uyanıyor musun? 

Fethi AKTÜRK: Yok, gece yani sabah namazına kadar kalıyoruz. 1'de yatıyorum. O da 4-5 saat sonra kalkıyoruz. O arada mutlaka oluyor. 

Prof. Dr. Adnan AYHANCI: Yani o kadar ciddi görünmüyor. Ama bir baktırmanızda yarar var. Şimdi krem ciddi ağrılarda etkili, ama tırnak batması ile ilgili bir çalışma yapmadık. Hiç yapmadık. Fayda verebilir mi? Verebilir. Denemenizde fayda var. Fakat öncelikle bir bence bir şekerinize baktırın. Ondan sonra inşallah bir şey gerekirse zaten, Müslüm Hocam yardımcı olur. Telefonumu bırakır herkese, tekrar haberleşelim. Söyleyeceğiniz başka bir şey var mı Fethi Bey?

Fethi AKTÜRK: Teşekkür ederim Hocam. Çok sağolasınız.

WTJ - Dünya Türk Yazarlar Birliği Genel Başkanı Salih Kurt: Kıymetli Hocam ben de araya yine bir durum ekleyeyim. Son zamanlarda sosyal medyada da görüyorum. Bu limonu haşlıyorlar patates gibi, bildiğimiz limonu. Onun içi böyle kaygan, Trabzon hurması gibi oluyor. Onu içiyorlar. O şekeri  300 - 400 olanı, hatta atıyorlar böyle Instagram'a, şuraya, buraya gördüm. 300 - 400'ü hemen 60-70'e indiriyor, aniden. Yani bununla ilgili, şekerle ilgili, bununla bir bilginiz var mıdır?

Prof. Dr. Adnan AYHANCI: Şimdi şöyle, şekeri düzeltmiyor ama, akut bir şekeri hipoglisemi yapıyor. Aslında tehlikeli bir şey o. Neden tehlikeli biliyor musunuz? O kadar şekeri düşüren bir şey sizi bayıltabilir. Yani yanınızda eğer şekeri düzeltecek bir şey yoksa, akut hemen düzeltecek bir şey yoksa problem. Neden? Çünkü hala o limonun etkisi sürecek. Yani şeker 60'lara düşerse zaten bayılırsınız. Şeker hastaları 70-80'lerde başlıyor sallanmaya. Şeker hastaları için sıkıntı yüksek şeker değil. 100’lere 200'lere kadar olan şeker değil, 60'lara düşen şekerdir zaten. Zaten 200’ken hücrelere girmiyor. 60’ken nasıl girecek? Hemen bayılır. Anladınız değil mi? 

WTJ - Dünya Türk Yazarlar Birliği Genel Başkanı Salih Kurt: Anladım Hocam. Ben de birkaç kere yaptım yani de kendimi iyi hissettim işin açıkçası. 

Prof. Dr. Adnan AYHANCI: Hayır şöyle, hani kötüdür demiyorum ama dikkat etmek lazım. O dozu çok iyi ayarlamak lazım, aniden bayılabilirsiniz. Yanınızda kimse yoksa başka sıkıntılar da olabilir. Moderatör - Gazeteci Müslüm AKTÜRK: Peki Hocam, 60'larda olunca nasıl yükseltilir? Hani böyle olduğu zaman yükseltmek için hızlı bir şey nasıl yapılabilir? Yani 60'a düşmeden müdahale etmek lazım. Yani hemen baktınız titremeye başlıyorsunuz. Hemen bir mesela vişne suyu, hızlı bir şekilde ya da çay şekeri bir avuç böyle bitter çikolatadan falan bahsediliyor ama bitter çikolata tabii normal çikolatadan iyi. O bitter biraz şekeri etkiliyor, düşürüyor biraz. 

WTJ - Dünya Türk Yazarlar Birliği Genel Başkanı Salih Kurt: Kıymetli Müslüm Aktürk Başkanım tabii sizin duayenliğinizde bu tür programlar Sayın Mehmet Ali Çelik Başkanımızın, değerli Adnan Ayhancı Hocamızın da tabii profesyonel görüşü bir uzman hekim olarak, bir profesör olarak bizleri bu akşam gerçekten şeker konusunda ciddi şekilde bilinçlendirdi. Bu bilimsel olarak da bizim TİNGADER dergisinin inşallah Şubat sayısında yer alacaktır. Biz de bununla ilgili gerekli koordinasyonu yapıp, Hocamın konuşmalarını kayıt altında aldık. Hem de arşivleyeceğiz bunları. Milli kütüphanelerin arşivlerine de yükleyeceğiz. Bu vesile ile ilerleyen zamanlarda da bunlar bilimsel makale olarak eğitim camiası olsun, sağlık camiası olsun bu makalelerden faydalanacaktır diye düşünüyorum. Katılımcı arkadaşlara hepinize saygı, sevgi ve hürmetlerimi iletiyor, hayırlı geceler diliyorum. Allah'a emanet olun. Sağ olun, var olun. Teşekkür ediyorum. 

Moderatör - Gazeteci Müslüm AKTÜRK: Biz de teşekkür ederiz. İki genel başkanıma da katılımcı arkadaşlarıma da destekleri için ve özellikle Adnan Hocamıza teşekkür ediyorum. 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?