
İran yönetimi, ülke genelinde ocak ayında başlayan hükümet karşıtı protestolara ilişkin yargı sürecinde sert bir çizgi izlemeye devam ediyor. Yetkililer, protestolar kapsamında açılan davaların büyük ölçüde sonuçlandığını ve mahkûm edilen kişiler için herhangi bir hoşgörü gösterilmeyeceğini açıkladı.
İran Yargı Baş Yardımcısı Hamzeh Khalili, protestolar sırasında gözaltına alınanlara yönelik davaların önemli bir bölümünün tamamlandığını belirterek, kesinleşen kararların infaz sürecine geçtiğini duyurdu. Khalili, sürece ilişkin yaptığı açıklamada, olayları “terörist faaliyetler ve isyan girişimi” olarak nitelendirdi.
Yetkili isim, bazı davaların son günlerde sonuçlandığını ve bunların da kamuoyuna raporlanacağını ifade ederken, verilen mesajın net olduğunu vurguladı: Devlete karşı eylemlerde bulunanlara yönelik hiçbir esneklik söz konusu olmayacak.
Ocak ayında ülke genelinde patlak veren protestolar, 1979 İran Devrimi sonrası dönemin en ciddi toplumsal hareketlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Gösteriler kısa sürede birçok şehre yayılırken, yönetim olayları kontrol altına almak için geniş çaplı güvenlik önlemleri devreye sokmuştu.
Son gelişmeler, yargı sürecinin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasi bir mesaj taşıdığını ortaya koyuyor. Geçtiğimiz hafta İran’da, protestolar sırasında iki polis memurunun öldürülmesiyle bağlantılı olarak suçlu bulunan üç kişinin idam edilmesi, bu politikanın en sert yansımalarından biri olarak öne çıktı.
Öte yandan, İsrail ve ABD ile devam eden askeri gerilim sürecinde de iç güvenlik politikalarının daha da sertleştiği görülüyor. Son 24 gün içinde yaşanan gelişmeler kapsamında yüzlerce kişinin gözaltına alındığı bildiriliyor.
Uzmanlara göre Tahran yönetimi, bir yandan dış tehdit algısıyla mücadele ederken diğer yandan iç kamuoyunda kontrolü kaybetmemek adına daha katı bir güvenlik yaklaşımını benimsiyor. Bu durum, ülkede siyasi ve toplumsal tansiyonun kısa vadede düşmesinin zor olduğuna işaret ediyor.
İran’da tablo net: Sokakta başlayan kriz, artık mahkeme salonlarında sonuçlanıyor. Ancak verilen her karar, yalnızca bir yargı süreci değil—aynı zamanda güç ve kontrol mesajı olarak okunuyor.



