
Av. Mustafa Kuran
Tüm Hukukçular Birliği Genel Başkanı
Bugün yürürlükte olan anayasa, 12 Eylül 1982 askerî darbesinin ürünüdür. Bu anayasa, millî iradeye itibar etmeyen darbeci bir anlayışla hazırlanmış; zaman içinde 26 kez değiştirilerek adeta “delik deşik bir bohçaya” dönmüştür. Bugüne kadar 175 maddesi değişmiş, kalan 128 maddeyle Türkiye yönetilmeye çalışılmaktadır.
1982 Anayasası, hak ve hürriyetleri genişletmek için değil; aksine bu hakları sınırlandırmak ve devlet otoritesini bireyin önüne koymak amacıyla kaleme alınmıştır. 1961 ve 1982 Anayasalarıyla birlikte 14 ayrı kurum oluşturularak millî iradenin önüne sert engeller konulmuştur. Bu nedenlerle, darbe ürünü olan bu anayasanın tamamen değiştirilmesi ve yerine millî, yerli ve sivil bir anayasanın yapılması artık bir zorunluluktur.
Bu yeni anayasa, sadece bir tercih değil; millete karşı bir borçtur. Mevcut hükümetin, gecikmeksizin bu sorumluluğu yerine getirerek yeni anayasayı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden çıkarması elzemdir. Aksi hâlde Türkiye ciddi zararlar görecek, telafisi güç bir pişmanlık yaşanacaktır.
Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ile yönetilen Türkiye Büyük Millet Meclisi, tarihî bir fırsata sahiptir. Bu fırsat kaçırılmamalıdır. Bilindiği üzere dünyada yazılı ve yazılı olmayan anayasal sistemler vardır. İngiltere’de yazılı bir anayasa olmamasına rağmen, parlamentonun yetkisini anlatan şu ifade dikkat çekicidir:
“Parlamento, bir erkeği kadın, bir kadını erkek yapamaz; onun dışında her şeyi yapmaya yetkilidir.”
Dünyanın en iyi hazırlanmış anayasaları bile kötü niyetli iktidarların elinde bir paçavraya dönüşebilir. Buna karşılık, iyi niyetli, vatansever ve adil yöneticiler; yetersiz anayasalar altında dahi özgürlükleri genişletebilir ve bireyin lehine uygulamalar geliştirebilir.
Türkiye’yi yöneten Menderes, Özal, Türkeş, Demirel, Erbakan ve daha niceleri; parlamenter sistemin ve koalisyonların Türkiye’yi yönetmekte yetersiz kaldığını ifade etmiş, başkanlık sistemini savunmuşlardır. Bu sistemin hayata geçirilmesi ise Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a nasip olmuş; kendisi bu sisteme öncülük etmiş ve büyük hizmetler sunmuştur.
Yeni Anayasa Nasıl Olmalıdır?
Yeni anayasa;
-
Millî iradeyi esas alan,
-
Fertlerin temel hak ve özgürlüklerini genişleten,
-
Milletin ihtiyaçlarına cevap veren millî ve yerli bir anlayışla hazırlanmalıdır.
Mevcut anayasanın büyük kısmı zaten değiştirilmiştir. Bu durum, yeni ve bütünlüklü bir anayasanın gerekliliğini açıkça ortaya koymaktadır.
Yeni anayasa hazırlanırken;
-
Kimlikler,
-
Din ve vicdan özgürlüğü,
-
Kuvvetler ayrılığı,
-
Demokratik değerler
vatansever bir bakış açısıyla, toplumun ortak aklı ve vicdanı gözetilerek ele alınmalıdır. Toplumsal barışı tesis eden, milletin tamamını kucaklayan bir metin ortaya konulmalıdır.
İnsan merkezli bir anlayış esas alınmalıdır. Zira millet, devletin temelidir; ahlâkın ve özgürlüklerin gerçek sahibidir. Devletin ekseni halktır, insandır.
Bu nedenle yeni anayasa;
-
Özgürlükçü,
-
Demokratik,
-
Herkesi kucaklayan,
-
Halkın ihtiyaçlarına cevap veren
bir ruhla kaleme alınmalıdır.
Bu Meclis, yeni anayasa yapma konusunda tarih ve millet huzurunda sorumludur. Millet, bu hükûmete %52 oy vererek icraat beklentisini açıkça ortaya koymuştur. Bu dönemde yeni anayasanın çıkarılamaması, toplumda büyük bir üzüntü yaratacak ve tarihî bir fırsat kaçırılmış olacaktır.
Sayın Cumhurbaşkanımız, hükûmet ve Meclis; bu konuyu gündemden düşürmemeli, kararlılıkla sonuca ulaştırmalıdır.
Sonuç
Yeni anayasa;
-
Toplumun birikmiş sorunlarının çözümünü kolaylaştıracak,
-
Sosyal barışı güçlendirecek,
-
Milletimize huzur ve güven ortamı sağlayacaktır.
Ayrıca, seçim kanunu, Meclis İçtüzüğü ve anayasanın ruhuna aykırı tüm mevzuat gözden geçirilmeli; anayasa ile tam bir hukukî ahenk sağlanmalıdır.
Yeni anayasada ırkçı veya etnik ayrımcı anlayışlara kesinlikle yer yoktur. Esas olan, temel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi ve insan onurunun korunmasıdır.
Yeni anayasa, toplumun birikmiş sorunlarını çözmede kolaylık sağlayacak ve sosyal barışla milletimiz huzur ve güvenliğe kavuşacaktır. Yeni anayasa, seçim kanunu, Meclis İçtüzüğü ve yeni anayasanın ruh ve manasına aykırı hukuki mevzuat mutlaka değiştirilerek ahenk sağlanmalıdır. Irkçılık ve etnik ayrımcılığın yeni anayasada yeri yoktur.


