
ABD Başkanı Donald Trump’ın 28 Şubat’ta başlattığı İran operasyonu, 40 günün ardından varılan iki haftalık ateşkesle yeni bir aşamaya taşınırken, savaşın ilan edilen hedefleri ve sahadaki karşılığı uluslararası basında analiz konusu oldu. The Washington Post tarafından yapılan değerlendirmede, Trump yönetiminin ortaya koyduğu beş ana hedefin ne ölçüde gerçekleştiği incelendi.
Operasyonun başlangıcında “Operation Epic Fury” kapsamında açıklanan hedefler; İran’ın füze kapasitesinin yok edilmesi, donanmasının etkisiz hale getirilmesi, ABD güçlerine yönelik tehditlerin ortadan kaldırılması, nükleer programın durdurulması ve rejim değişikliği olarak sıralandı. Ancak sahadaki gelişmeler, bu hedeflerin tamamında net bir sonuca ulaşılamadığını ortaya koyuyor.
ABD Savunma yetkilileri İran’ın füze altyapısının büyük ölçüde tahrip edildiğini savunsa da, uzmanlar İran’ın hâlâ füze üretip kullanabildiğine dikkat çekiyor. Benzer şekilde donanmanın ciddi kayıplar verdiği belirtilse de, bunun “tam anlamıyla yok edilme” seviyesine ulaşıp ulaşmadığı tartışmalı.
Washington yönetiminin bir diğer hedefi olan bölgedeki vekil güçlerin etkisizleştirilmesi konusunda ise sınırlı ilerleme kaydedildiği ifade ediliyor. Analizlere göre operasyonlar doğrudan bu grupları hedef almak yerine daha çok İran’ın askeri kapasitesine odaklandı.
Nükleer program konusunda da belirsizlik sürüyor. ABD tarafı İran’ın nükleer kapasitesine ciddi darbe vurulduğunu öne sürerken, zenginleştirilmiş uranyum stoklarının varlığını koruduğu ve programın tamamen ortadan kaldırılmadığı belirtiliyor.
Rejim değişikliği hedefinde ise beklentilerin karşılanmadığı görülüyor. İran’da liderlik düzeyinde değişim yaşansa da, mevcut yönetim yapısının ve politik çizginin büyük ölçüde devam ettiği değerlendiriliyor.
Tüm bu tabloya rağmen Trump yönetimi operasyonu “tam ve kesin bir zafer” olarak nitelendirirken, uluslararası analizler sahadaki sonuçların daha karmaşık ve çok katmanlı bir gerçekliğe işaret ettiğini ortaya koyuyor.



