
İslam kurallarının uygulandığı dönemde mallarını paylaşamayan iki ortak, kadıya gider. Kadı, “Peygamber geleneğini uygulayacağız” der ve şu hükmü verir:
“Biriniz bölecek, diğeriniz seçecek…”
Bu yöntem sadece adaleti değil, empatinin gücünü de ortaya koyar. Çünkü bölen kişi, seçme hakkının diğerinde olduğunu bilerek onun yerine kendini koymak zorundadır.
Empati; kısaca kendini karşındaki kişinin yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini anlamaktır. Yani sadece “benim hakkım” demek değil, “onun da hakkı var” diyebilmektir. Başkasının gözünden bakmayı başaramayan kişi asla adil olamaz.
Adil karar verebilmek için, nefsimize göre değil; Allah’ın emir ve yasaklarına uygun ve empatiyle hareket etmeliyiz. Çünkü adalet, sadece kanun maddeleriyle değil, vicdanla da hayat bulur.
Bugün toplumda yaşanan kavgaların, huzursuzlukların ve adaletsizliklerin temelinde bu empati eksikliği vardır. İnsan sadece kendi çıkarını düşündüğünde adalet terazisi şaşar. Oysa empati kurabilen kişi, hem vicdanını dengeler hem de topluma güven verir.
Adil verilen karar, vicdanı rahatlatır; toplumda adil ve adaletli bir düzenin kurulmasını sağlar. Gerçek adalet, Allah’ın emir ve yasaklarına uygun, empatiyle verilen karardır. Demedi demeyin!


