
Dünya mirası niteliği taşıyan Ayasofya-i Kebir Camii, yürütülen kapsamlı restorasyon çalışmalarının önemli bir etabını tamamlayarak Ramazan ayı öncesinde ibadete hazır hale getirildi. Çatı onarımı kapsamında kurulan iskele sistemi, tarihi yüzeylere herhangi bir sabitleme yapılmadan başarıyla söküldü; iç mekânda kullanılan ağır iş makineleri ise özel tasarlanmış rampa ve köprü sistemleri sayesinde yapıya zarar verilmeden tahliye edildi.
Süreç boyunca gerçekleştirilen kesintisiz izleme çalışmaları sonucunda zeminde veya taşıyıcı sistemde herhangi bir olumsuzluk tespit edilmedi. Bu aşamayla birlikte camide daha geniş ve güvenli bir ibadet alanı oluşturuldu.
Çalışmalara ilişkin değerlendirmede bulunan Sinan Aksu, tüm uygulamaların planlandığı şekilde ve hasarsız tamamlandığını belirterek, sürecin yalnızca onarım değil, aynı zamanda uzun vadeli bir koruma programının parçası olduğunu vurguladı. Restorasyonun Bilim Kurulu ve Koruma Kurulu kararları doğrultusunda yürütüldüğünü ifade eden Aksu, yapının geleceğe güvenle taşınmasının temel öncelik olduğunu dile getirdi.
Devam eden çalışmalar yalnızca yüzeysel müdahalelerle sınırlı değil. Ayasofya’da deprem riskine karşı kapsamlı güçlendirme adımları da atılıyor. İleri düzey yapısal modelleme, detaylı zemin etütleri ve deprem güvenliği analizleri doğrultusunda hazırlanan projeler, bilimsel veriler ışığında hayata geçiriliyor. Tüm uygulamalar ölçüm, izleme ve raporlama süreçleriyle eş zamanlı ilerliyor.
Restorasyon kapsamında kubbe üzerindeki kurşun kaplamaların yenilenmesi için söküm ve onarım işlemleri sürerken, Eylül 2025’te başlatılan geçici çelik çatı ve platform uygulamaları da aynı hassasiyetle yürütülüyor. Dış cephe ve kubbe üstü müdahaleler, onaylı projeler çerçevesinde eş zamanlı olarak devam ediyor.
Tarihi dokuyu koruma önceliği ve en düşük müdahale ilkesiyle sürdürülen çalışmalar sayesinde UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Ayasofya’da hem ibadet hem ziyaret sürekliliği korunuyor.
Asırlardır kubbesinde dualar yankılanan bu eşsiz yapı, bugün yalnızca geçmişin emaneti değil; mühendislik disiplini ve bilimsel koruma anlayışıyla geleceğe taşınan stratejik bir kültürel değer olarak yeniden konumlanıyor. Ramazan’a hazır, yarınlara daha da hazır.



