
ABD ile İran arasında haftalardır süren gerilimde diplomasi trafiği yeniden hız kazandı. Tarafların temsilcileri, müzakerelerin merkezi haline gelen İslamabad’da bir araya gelirken, görüşmelerin doğrudan değil arabulucular üzerinden yürütülecek olması dikkat çekiyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Jared Kushner, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile temas kurmak üzere bölgede bulunuyor. Ancak Tahran yönetimi, ABD heyetiyle yüz yüze görüşmeyi reddederek sürecin üçüncü taraflar aracılığıyla ilerletilmesini tercih ediyor.
Washington cephesinden yapılan açıklamalarda, İran’ın “anlamlı ve doğrulanabilir” adımlar atması halinde anlaşma ihtimalinin sürdüğü vurgulanıyor. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Tahran’ın nükleer programına ilişkin net geri adımlar atmasının kritik olduğunu belirtti.
Öte yandan bölgedeki askeri ve ekonomik baskı unsurları müzakere sürecini zorlaştırıyor. İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki kısıtlamaları ve ABD’nin uyguladığı deniz ablukası, iki ülkeyi maliyetli bir çıkmaza sürüklemiş durumda. Bu durum küresel enerji piyasalarında dalgalanmalara yol açarken, petrol fiyatlarının yükselmesine ve enflasyon baskısının artmasına neden oluyor.
Trump, İran’ın ABD taleplerine yanıt niteliğinde bir teklif hazırlığında olduğunu öne sürerken, teklifin içeriğine dair net bir bilgi paylaşmadı. Beyaz Saray ise son günlerde sınırlı da olsa ilerleme sinyalleri alındığını ifade ediyor.
Diplomatik sürecin önünü açmak amacıyla daha önce ilan edilen geçici ateşkesin tek taraflı olarak uzatılması, taraflara zaman kazandırsa da sahadaki gerilim tamamen sona ermiş değil. Tahran yönetimi, kalıcı bir çözüm için ateşkesin müzakerelerin ön koşulu olduğunu vurgulamayı sürdürüyor.
İslamabad’daki temasların sonucu belirsizliğini korurken, tarafların doğrudan diyalogdan kaçınması sürecin kırılganlığını artırıyor. Buna rağmen diplomatik kanalların açık tutulması, olası bir anlaşma için tek seçenek olarak öne çıkıyor.



