
Hayatta bazı insanlar vardır; sadık gibi görünürler ama aslında sadık oldukları siz değil, sizin onlara sağladığınız imkânlardır. İhtiyaçları bittiği anda yüzlerindeki maske de düşer. Asıl kişiliklerini, menfaat kapıları kapanınca görürsünüz.
Oysa iyilik, karşılık beklemeden yapılan bir erdemdir. Gücünü, tecrübeni, paranı, malını, sevgini ve merhametini hiçbir dünyevî çıkar gözetmeden paylaşmak; insan olmanın en asil yanıdır.
İyiliği Allah rızası için yapan insanlar, imkânlarını akrabasına, dostuna ve ihtiyaç sahibi herkese karşılıksız sunar; onların sorunlarıyla ilgilenir, zor günlerinde yanlarında olur.
Gerçek insan, yapılan iyiliği unutmayan, ahde vefa gösteren kişidir. Vefalı insanlar, kendilerine uzanan bir eli asla unutmaz; minnetle anar.
Fakat bazıları vardır ki…
Kendilerini bulundukları yere getiren insanı unutur; hatta zarar vermenin, onu yıkmanın hesabını yapar. İşte bu noktada nankörlük, insanı insan yapan tüm değerlerin sessizce öldüğü karanlık bir çukura dönüşür.
Manevi değerleri, geleneği, göreneği unutmuş kişiden vefa beklemek beyhude bir çabadır. Onların sadakati, yalnızca ihtiyaçları sürdüğü sürece vardır.
En acısı da vefasızlığın çoğu zaman en güvendiğimiz, yıllarca iyilik yaptığımız kişilerden gelmesidir. Onlar ihtiyaç duyduklarında sizi arar; ancak siz zor bir güne düştüğünüzde, ortada bile olmazlar.
Bu yüzden insana huzursuzluk veren, nankörlük gösteren kişilerle yolları ayırmak en doğrusu ve en sağlıklısıdır.
Ama yine de kötüler var diye iyilikten vazgeçmeyeceğiz. Çünkü asil yaşamak, asil davranmakla mümkündür. Ahde vefa bir karakter meselesidir.
Nankörlük, kişiliğin en dip seviyesidir; insanı insan yapan tüm değerleri çoktan tüketmiş olanların en belirgin özelliğidir.
::::::::::DEMEDİ DEMEYİN::::::
:::::::::::.::ŞEVKET DEMİR:::::::
HAYIRLI CUMALAR


