BIST 100
12.434,04 0,52%
DOLAR
43,1925 0,03%
EURO
50,2456 -0,13%
GRAM ALTIN
6.391,77 -0,61%
FAİZ
36,80 -0,76%
GÜMÜŞ GRAM
124,14 -4,15%
BITCOIN
96.170,00 -1,42%
GBP/TRY
57,7934 -0,51%
EUR/USD
1,1602 -0,36%
BRENT
63,80 -4,09%
ÇEYREK ALTIN
10.450,20 -0,61%
Trabzon Parçalı Bulutlu
Trabzon hava durumu
8 °
  • ANASAYFA
  • GÜNDEM
  • MÜNEVVER BİR SİYASİ RAKİP: NECMETTİN CEVHERİ BEY DE BUGÜN GÖÇTÜ ÖTE ALEME

MÜNEVVER BİR SİYASİ RAKİP: NECMETTİN CEVHERİ BEY DE BUGÜN GÖÇTÜ ÖTE ALEME

İbrahim Halil Çelik

İbrahim Halil ÇELİK (Refah Partisi eski Milletvekili) yazdı...

 

         Necmettin Cevheri’nin benim gençliğimden beri Urfa siyasetinde önemli bir yeri vardır. Onun Urfalı siyasileri içinde sakin duruşu, bilgisi ve siyasi hadiselere bakışı her dem beni cezbetmiştir. Siyasette o, yerelden daha çok,  genel siyaset hakkında konuşurdu. Gerek kültür ve gerekse kişilik bakımından onun özel biridir Urfa’da. O,  çok şık giyinir, güzel konuşur ve de çok kibar bir Urfa beyefendisidir.  Gerek Türkçesi ve gerek Kürtçesi de o konuşurken insanı cezbeder. 

      Onun bu haline hep imrenmiş ve bir gün belki kader bizi siyaset sahnesinde karşı karşıya getirir diye düşünmüşümdür.

        Ben, Üniversiteyi bitirmiş ve Urfa’da memuriyete başlamıştım. O ise, siyaset sahnesinde gittikçe yıldızı parlayan bir siyasi kişilik olmuştu. Bakanlıklar ona dar geliyordu.  12 Eylül darbesinde o, siyasi yasaklı,  ben ise Sinop’a sürülmüştüm. 

       Günü gelmiş ve Kader bizi 1984 Yerel Seçimlerinde onunla karşı karşıya getirmişti. Ben, Refah Partisinden Urfa Belediye Başkan adayı olmuştum. O ise, yeğeni ve dostum Sabahattin Cevheri’yi karşıma Doğruyol Partisinden aday göstermişti. Yasaklı olmasına rağmen siyasi etkinliğinden hiç bir şey kaybetmemişti NECMETTİN Cevheri bey . O siyaset hengamesinde bile onun  siyasi alicenaplığını   hep takdir etmişimdir. Serapa bir nezaket abidesi idi o. Doğruyol Parti İl Başkanlığı binasını ziyaretimde beni yerine oturtmuş ve her ikimize de  seçimde başarılar dilemişti. Ben,  Belediye Başkanı seçildim ve beni makamımda tebrike   gelmişlerdi NECMETTİN Cevheri bey. Bunu asla unutmam.

      Yasaklıyken Süleyman Demirel , Urfa ve Harran ilçesindeki yaptığı gövde gösterisi  toplantısının bez  afişlerini bizzat Urfa Belediyesi itfaiye ekiplerince; Urfa’nın anacaddelerine astırmış ve arazözlerle de buzlu su göndermiştim Harran’da kurulan ondört direkli kıl çadırlardaki toplantılarına.  Bizzat bende iştirak  etmiştim onların o güzel toplantılarına. Rahmetli Kinyas Kartal bey çok memnun olmuştu bu siyasi  jestime. Urfa Belediye Höperlörlerindenden günlerce ilanlarını durmadan anons ettirmiştim. Yasaklı liderlerinin Urfa ve Harran’a geleceklerini  sansürsüz ilanlarını yaptırmıştım  günlerce. Necmeddin Cevheri’nin bu yaptıklarımızdan ne kadar memnun kaldığını  kelimelerle ifade edemem şimdi. Çok duygulanmış ve gözleri yaşarmıştı sevinçten NECMETTİN beyin. 

    Antalya da Belediye Başkanı Hasan Subaşı  Süleyman Demirel’e toplantı yerini Hayvan Pazarı yerini göstermişti. Bizim Urfa’da bu yaptığımız  hareket ile , Antalya da o yapılanı mukayese etmişti NECMETTİN bey.

     Süleyman Demirel de Urfa ve Harran’da yaptıklarımıza karşı nezaketen  bir telgraf ile Ankara’ya dönünce teşekkür etmişti bize.

      Ben  bu olayın  akabinde Belediyenin acil işlerini takip için Urfa Cesur otobüsüyle Ankara’ya gelmiştim. Anakara Otogarında sabahın  erken saatte vardığımızdan yaya Sıhhiye Meydanındaki Gıda İş Sendikası binasına gitmiştim. Necati Çelik Başkanla kahvaltı yapamamızı düşünüyordum. Sendikanın  kapı zilini çalınca kapı açılar açılmaz çalışanlar: “ Başkanım , kahvaltı hazır buyurun ! “ demişlerdi. Kahvaltı masasında fırından yeni çıkmış taze Ankara simiti, beyaz peynir, siyah zeytin ve mis gibi  kokan taze çay da hazırdı. Bu ikram  red edilmezdi?  Afiyetle kahvaltıyı  Necatiyi beklemeden yaptık çalışanlarla. Zil çaldı ve  “ işte Necati  Çelik Başkanda geldi !”  dediler. Necati ile kucaklaştık. Kahvaltıyı sordu. Yaptık dedik.  “ O zaman kahve içelim ! “  dedi. Kahve içerken bu arada : “Seninle iyi bir iş yapacağız ! “ dedi Necati Çelik. Ve : “ Şimdi benim söylediklerimi harfı harfına yazarsan iyi olur!” dedi bana. “ Önce Bülend  Ecevit beyin evini arayacağız. Telefona Rahşan Hanım çıkacak. “ Sayın Başbakan Bülent beyle görüşecektim !” diyeceğiz. O da: “ Randevunuz var mıydı ? “ diye soracak?. “  Yoktur! “ diyeceğiz. Rahşan Hanım :  “ Randevu alın öyle konuşun “ diyecek. Sonra ; “ Necmeddin Erbakan hocamızın evini  arayacağız. Özel kalem müdürü  Mahmud Suman telefonu açacak. Hoca geç yatı , şimdi telefonu  bağlayamam!”  diyecek.”  Senin  o tüm güzel ısrarların  boşa çıkaracak. İmkanı yok görüştürmeyecek seni hocayla göreceksin?”  Ve sonrada Süleyman Demirel’in evini  arayacağız: “ Telefonun diğer ucunda ben Süleyman Demirel diyecek  o davudi sesiyle !  Tamam mı?”   dedi kendin emin olarak Necati Çelik. Ben bunları harfi harfine yazdım.

         Necati Çelik: “ Yalnız bunlar boşuna olmaz Başkan.  Ben kazanırsam sen;  bizde bir çiğköte yapmaya var mısın ? “  dedi. “ Ben kazanırsam tabii ! Yok , tersi olur da sen  kazanırsan ne istersen onu da ben yaparım ! “ dedi. “ Tamam !”dedim. bunları harfi harfine yazdım.

        Sabah , saat  sekizi geçiyordu. Necati Çelik;  önünde  sabit duran telefonun ahizesini kaldırıp  sırayla  telefon numaralarını itina ile çevirdi. Ahizeyi bana uzattı ve sesini de kendisi dinleyecek şekilde dışarıya verdi. Telefonun öbür ucunda Rahşan Ecevit hanım aynen yazdırdıklarımızı söyledi. Ben kendimi tanıtım ve teşekkür ederek nezaketle telefonu kapattım.

     Erbakan Hocanın evini aradı aynı itina ile Necati Çelik . Telefonun  öbür ucunda bizim Mahmud Suman.  Kendimi tanıtım. Zaten sesimden tanıyordu beni. Necati Çelik’i yenmek için ısrarla Erbakan Hocamla görüşmeye çalıştım. “ Hocanın Antalya’dan geldiğini ve geç yattığını söyleyerek telefonu bağlayamayacağını ısrarla söyledi durdu Mahmut. Ben de Urfa’da bir vukuat işlediğimi Ankara’ya bunun için geldiğimi iyi bir avukata ihtiyacımın olduğumu söylememe rağmen Nuh dedi peygamber demedi bizimkisi. Telefonu bağlamadı.”  Necati Çelik’in bıyık altından gülmeleri karşısında ben terledim durdum. .

     Sıra geldi Süleyman Demirel’e . Necati Çelik tadını çıkararak çevirdi telefonun numaralarını aheste aheste.  Öbür ucunda  telefonun: “ Buyurun ! Ben Süleyman Demirel !” dedi davudi bir sesle. Ben de kendimi takdim ettim:  “ Urfa Belediye Başkanı ibrahim Halil Çelik !” Ve birden aklıma geldi çektiği o  uzun teşekkür telgrafları. Ona teşekkür için telefon açtığımı daha tam söyleyemeden : “ Neredesin, kahvaltı yaptın mı? “ diye ısrarla sordu.  “ Bulunduğun yeri söyle oraya  araba göndereyim  , seni Güniz Sokağa alıp getirsin!” diyordu. Necati Çelik de eliyle kendini gösteriyordu. “Ben de  sendikada Necati Çelik’in yanındayım ve kahvaltı yaptığımı söyledim . Necati’ye selam söyle!” dedi. Teşekkür ile telefonu kapatınca ellerim yanıma düştü. Necati Çelik, zafer kazanmış bir komutan edasıyla gülüyordu bu olanlara.   Yazdırdıklarının tamamı  kelimesi kelimesine aynen çıkmıştı. Necati Çelik şimdi söyle : “ Başkan;  kim siyasetçi ?” dedi.  Ben de:  “ Sevelim , sevmeyelim tabii ki Demirel !” dedim.

        1989 Yerel Seçimlerinde ise, karşıma bu kez eski Urfa  valisi , bir dönemin ateşin hatibi, Milletvekili “ Bize plan değil , pilav lazım ! ”  diyen ,  Adalet Partisinin kurucu üyesi ,  Süleyman Demirel’e karşı  Adalet Partisi Genel Başkanlığa aday olmuş   cesur, yiğit , iyi bir hatip   ve çocukluğumuzun “ Babo ! “ ismiyle maruf Kadri Eroğan’ı çıkardı Necmeddin Cevheri bey.   Senelerce Urfa’da öldü diye bilinen  ama ,  bizim diri bulup  Urfa’ya davet ettiğimiz Kadri Eroğan’ı  bize karşı  aday yaptı. İşte  bu  bir  siyaset duayeni  Necmeddin Cevheri’nin, Şah mat oyunu oldu. 

       Kadri Eroğan yaşını , başını almış bir dönem de  tek başına Urfa Milletvekili  yapmıştı. Onunla dostluğumuzu bilenler : “ O,Urfa’ya gelmez!” dediler. Bense : “ O, Urfa’ya gelirse çok güzel olur !” diyordum.

     Ben  henüz  Urfa İli , merkez ilçe , Tezharap  köyünde  dünyaya   gözlerimi açarken, Kadri Eroğan: “ Bir Dağ Masalı “ filminde rol almış biri idi. .  Tarih  onu   Necmeddin Cevheri’nin eliyle  siyasi rakip olarak   karşıma çıkaracaktı. Bu dev rakip Kadri Eroğan  ve Siyasetin Münevver   duayeni Necmeddin Cevheri ile  siyaset arenasinde ,  onlarla siyasi mücadele yapmak şansına sahip kaç kişi vardır bu evrende? İşte ben böyle  bir şansa sahip  tek siyasetçiyim şimdi Türkiyede . Devlerin seçimi oluyordu Urfa’da.

      Onun Urfa sokaklarını, meydanlarını  , caddelerini imara uygun olarak  yaptığı yıkımlarını ve Balıklıgöl’deki düzenlemelerinin  arkasından koşan  çocuklara dağıtılan şeker kavanozlarıyla    “  Arupa Meheyi “   nasıl takip ettiğimizi  bugün gibi çok iyi hatırlıyorum. Nerden nereye? Kısa pantolonla arkasından koştuğumuz  o devi ;  bugün  tarih bana karşı 79 yaşında  siyasi bir  rakip olarak  çıkardı.   O iki  siyasi devin   bu canhıraş bir siyasi çabası bugün hala gözlerimin önünde canlılığıyla  duruyor. Ne çetin bir mücadele olmuştu o seçim?.

     O,  dün  elindeki öküz kamışından yapılmış  kamçısı  ve ayağındaki  safari pantolonlarıyla canlı bir  tablo gibi duruyor  bugün gözlerimin önünde  . O,  filmlerde başrol olacak kadar yakışıklı ve   Demokrat Partinin  dirayetli  Urfa valisi idi.  Urfa’nın gönlünü  kazanmasını çok  iyi biliyordu. Her şeyi lehine çeviren bir zeki insan idi . O, Hacı Bektaşlı bir baba erendi. Biz de Rûhalı  Nabi’nin ahfadı idik bu alemde.

       Seçimle  gelmiş Urfa  Belediye Başkanı Cemil Hacıkamiloğlu’nun görevini  Vali Kadri Eroğan ifa ediyordu. Cemil  Hacıkamiloğlu , sakin, utangaç  halim salim ve   beyefendi bir zat idi. Tam bir halk adamı idi  o. Urfa’nın Kasap Pazarındaki çangala takılmış koç gövdelerini    “ şerah,  şerah “ görünce ferahlayan  , pek etliye sütlüye karışmayan bir Belediye Başkanı idi. 

       İmar işlerini Vali Kadri Eroğan ele almış ve  bu yıkımlarıda o , tam bir şova dönüştürmüştü.   Yıkımlar Tılfındır  tepesinde, Kara Meydanında , Yıldız Meydanında ve Aşağı  Çarşı  Haşimiye Meydanında  tam hız devam  ediyordu.  Ve bizlerde   Ortaokul öğrencileri olarak  onu  zevkle takip  ediyorduk.  O zaman bile  Urfa’nın  o daracık sokaklarının  genişletilmesi  işlemi  hoşuma gidiyordu ve  sanki zamanı gelecek ve ben , Belediye Başkan olacakmışım gibi staj görüyordum adeta onun peşinde.

     İşte bu imar  yıkımlarından   dolayı Urfa’da  bir zamanlar çok sevildi   Vali  Kadri  Eroğan.  

     Hatta  o meşum 27 Mayıs  1960 darbesinde vali olarak  o da  Urfa  siyasileriyle Yassı Adada sığaya çekilip  ve yargılanmıştı. . Siyaset yeniden mecrasına dönünce bu  kez  1961 yılında  yapılan  Milletvekili Genel seçimlerinde  Kadri Eroğan Urfa’da , Adalet Partisinden seçilen tek   milletvekili  olmuştu. .

     Ancak aradan kırk yılı aşkın bir zaman geçmişti.  Ve   Kadri Eroğan’ın öldüğü biliniyordu Urfa’da . Herkes onu ölmüş biliyordu.    

     Ben birinci dönem Urfa Belediye Başkanıyken bir gün Ankara’da, Türkiye Büyük Millet Meclise doğru yürürken arkadaşlarımla ; önümüzde yürüyen birini arkadan Kadri Eroğan’a benzetmiştim. Çok şaşırmıştım doğrusu. Yanımdaki arkadaşlara : “ Bu önümüzde yürüyen  ak saçlı, şık giyimli ve  artist gibi endamlı  ,  bizim vali Kadri Eroğan’a benziyor  !.” dedim. Arkadaşlardan biri : “   Onun için  , seneler önce öldü demişlerdi Başkanım.”  dedi. “  Ben de duymuştum doğrusu. . Ama hayır!  Bu yürüyen o’dur. Takip edelim ve ben konuşacağım onunla.”  dedim. O,   Çankaya Vergi Dairesine girdi. Arkasından da biz girdik. İşlemlerini bitirince yaklaştık yanına ve ben : “ Urfa Belediye Başkanı İbrahim Halil Çelik’im!”dedim yekten.  “ Siz de ; Kadri Eroğan mısınız sayın valim ?  Çocukken bizler sizin hayranınız idik. Şimdi de sizi  görünce de konuşmak geldi içimizden.  Çünkü siz, Urfa’da ölmüş biliniyordunuz şu ana kadar?.  “ dedim. O da şaşırdı ve   : “ Evet , ben Kadri Eroğan’ım! İşte gördüğünüz gibi sağım ve çokta sağlıklıyım. “  dedi sevinerek. Gülerekte: “  Hemen arka sokakta , Faruk Sükan beyin ofisi var.  Sizlerle oraya gidelim ve  orada Urfa’dan da  konuşuruz. “ dedi ve gittik Faruk beyin ofisine. . Kadri Eroğan: “ Faruk bak ,bunlar  ben Urfa’da Vali iken açtığım  tüm yol ve meydanların  yıkımlarında  kısa pantolonla benim arkamdan koşmuş  çocuklarmış. İşte  şimdi bunlar  Urfa’nın Belediye Başkanı ve ekibi  olmuşlar!  “ diye takdim etti bizleri .  Böylece biz de Urfa’da çok sevilen  ve seneler önce öldüğü söylenen bu efsane Vali Kadri Eroğan’ın hayatta olduğunu öğrenmiş olduk böylece. .

     Dönünce de onun hayatta olduğunu tüm  Urfalılara anlattık  ve  11 Nisan Urfa’nın Kurtuluş  yıldönümlerinde  Urfa’ya davettik. Geldi. Zaten kızı da Atatürk Barajında bir mühendis ile evli imiş. Onları da   ziyaret etti bu gelişlerinde.  Dostluğumuz devam etti onunla. Kısa bir zaman sonra kızının  Urfa’da vefatı onu Urfa’ya bir kez daha getirmiş oldu. Bizde kızının  taziyesini örf ve adetlerimize göre  Urfa’da yaparak görevimizi  tam  olarak yerine getirdik. Böylelikle  varlığını yeniden Urfa’lara tam  olarak ispatlamış  oldu Kadri Eroğan’ın . Tüm Urfalılar da onun  bu acısını paylaşarak, taziyelerini sunarak  insanlıklarını göstermiş oldular günlerce.

     Tam bir siyaset  virtüözü olan  Necmeddin Cevheri bey de bu fırsatı  iyi değerlendirdi  ve onu karşıma: 1989 Belediye Seçimlerinde , Belediye  Başkan adayı olarak  çıkardı Doğruyol Partisinden. Seçim çalışmaları hararetli bir şekilde  devam ediyordu. Zincirli Kapınını ardında Yusuf Paşa Mahallesindeki Parti il binamızın dış cephesini kaplayacak şekilde  Ahmet Cihat Kürkçüoğlu’nun yaptığı dev  siyah beyaz posterim: “ Yine En İyisi İbrahim Halil Çelik ”  sloganlı idi. O dev portrem çalınmıştı bir gece. Ahmet Cihat Kürkçüoğlu bunu bir günde ikinci kez yaptı ve onu yine astık eski yerine. Muhteşem bir iş olmuştu bu afişimiz. Ahmet Cihat Kürkçüoğlunun bu iyiliğini asla unutmadım ve asla unutamam da. Ne günlerdi o günler.

      Senelerin tecrübeli Münevver Siyasetçisi  Cevheri , eski yol arkadaşlarını ve de : “Babo” yu sevenleri de bir araya getirerek , Doğruyol Partisinin  Urfa’da   Şehir merkezinde  alacağı en iyi reylerini almış  oldular böylece onunla. . Ama yine de seçimi  ikinci kez ben kazanmıştım. Tarihin ilahi cilvesi tecelli etmişti adeta. Bu iki dev siyasetçi karşısında aldığımız Zafer kutlanmaya değerdi doğrusu.

      Kadri Eroğan seçimden sonra  beni makamda tebrike gelerek Urfalılara  bir teşekkür konuşması yapacağını ve konuşması  içinde hitabet  kürsüsünün  Hal Pazarının önününde hazırlamamı istedi benden.   “ Memnuniyetle ! “ dedim.  Yiğit rakibimize  bizde  yiğitçe bir cemilede bulunduk böylece . Konuşma kürsüsünü  Hal Pazarının önüne kurarak,   etrafı  da sulayarak , Meydanı  güzelce hazırlattık.  Meydanda toplanan  hemşehrlerinize yaptığı konuşmasında Kadri Eroğan  : “ İbrahim Halil ÇELİK,  ölülerini  bile mezarlarından çıkarıp,  seçim günü  sandıklarda  rey kullandırdı.  Ancak sizler ise,   o gün ,çiğköfte yapmaya ve kebab yemeye gittiniz kırlara” demişti tarihe not düşerek.  

       Kadri Eroğan  Fırfırlı Kiliseyi camiye çevirdiğini bugün  gibi hatırlıyorum. Şehre  elektrik üretme merkezi olarak kullanılan Şirketi yani  Süryani Kilisesini de ben camiye çevireceğimi tahayyül ediyordum dün.  Günü  geldi ve Kadri Erogan’ın   Büyük Yolda açtığı  o caddenin Balıklıgöle hakim kısmındaki Süryani Kilisesini  ben de  SELAHADDİN Eyyübi adıyla  Camiine çevirdim seneler sonra. .

       Siyaset günübirlik yapılmaz. İnsanın geleceğe dönük hülyaları olmalıdır. Bizim de hülyamız vardı Urfamız için.  .Bizler bir kadro hareketi idik.  Urfa’da bizlere Harraniler derlerdi.  Bizlerin ise ,  Peygamberler Şehri Urfa’nın tarihi dokusunu ortaya çıkarmak ve onu GAP’ın başkenti  yapmak ve  de yeniden Harran Üniversitesini kurarak ilmi ışığını bir kez daha Mezopotamya’dan dünyaya yaymak  idi en  büyük hedefimiz. Bunu da başardık. 

      1991 Milletvekili erken Genel Seçimlerinde  Urfa’da Belediye Başkanlığından istifa etmeden  Milletvekili adaylığımı koyarak seçildim. 1992  yılında Başbakan Süleyman Demirel’in , 51  Vilayete. Üniversite açma kanun teklifine bir önerge ile 52.  Vilayet olarak da  Urfa da Harran Üniversitesinin kurulması  için   hazırladığım  kanun  önergesini Refah Partili yirmibeş  Miletvekili arkadaşımın  imzasıyla verdik. O zaman Necmeddin Cevheri bey  bunu engellemedi ve  önergemin  kanunlaşmasında kendisi  de rey verdi. Bunu asla unutamam. Bu asil hareketi ancak bir NECMETTİN Cevheri yapabilirdi. Çünkü güçlü olduğu ilde ona siyasi arenada iyi bir rakip olacaktım bu yasa ile. Ama O,  bunu bile bile engel olmadı bu hülyamıza. 

       Şarkın siyaset sahnesinde rahmetli  Yusuf Azizoğlu, Fehim Adak ve Necmeddin Cevheri’nin  hep damgası vardır. Bunlar unutulmaz simge isimlerdir. Biz onunla  hep saygı kuralları içinde siyasi rakiplik yapmışızdır. Urfa’nın her önemli probleminde onunla  birlikte hareket etmişizdir. Urfa’da benden sonra da  kısa bir dönemin ardından yine 1994 Belediye Başkanlığına Refah Partisinden  Ahmet Bahçivan seçilince  o , hep yardım etmiştir parti ayırmadan Ahmet Bahçivana. 

      1995   Milletvekili Genel  Seçimlerinde  Urfa’da seçimi  Refah Partisi önde bitirip,  dört Milletvekili çıkarınca , o bana: “ Babam Hacı Ömer Cevheri ‘den bu yana böyle bir oy almamıştık?  Sen ne yaptın böyle  İbrahim Halil ?“ demişti nezaketle. Bu durumda bile mütevaziliğini korumuştu NECMETTİN Cevheri bey.  1995 Genel Milletvekili Seçimleri  gerçekten muhteşem olmuştu hem Urfa’da ve de  tüm Türkiye’de.

     O,Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı döneminde Urfa’ya çok güzel işler yapmıştır. Gerek GAP Havaalanı ve gerekse  Harran Üniversitesine  yaptığı binlerce  dönüm arazi tahsisi ile 500 Yataklı  Mehmet Akif İnan Hastahanesine  verdiği emeği  de asla unutamayız NECMETTİN Cevheri’nin .

     Onun bu  doksan üç yıllık ömründe , ben  siyasi  biri rakibi olarak; Urfa GAP Havaalanın adını bu Münevver Bir Siyasi Rakibim NECMETTİN Cevheri’nin adının verilmesini teklif ediyorum. Kadirşinaslıkta bunu gerektirir.  Ayrıca bu  da tüm Urfa siyasilerinin bir vicdan borcudur . Bu siyasi borcun ödeme zamanı gelmedi mi? Şimdi tam zamanı. Ruhun şad olsun onun.  

     Gelin ey Urfalı siyasiler,   gelin ! Bugün  NECMETTİN Cevheri’ye bu kadirşinaslığı  hep birlikte yapalım. 

    “Necmeddin Cevheri Havaalanı “ ismini vererek  onun  ruhunu  şad edelim.

    Necmeddin Cevheri beyefendiye Allah’tan yüce rahmetler dilerim.Mekanı cennet olsun.

     Başta kederli ailesine , değerli evlatlarına, cümle akrabalarına,siyaset yolculuğunda ona gönül veren  tüm siyasi dostlarına  Rabbimden sabırlar dilerim. Urfamızım başı sağ olsun. Urfa siyaseti bugün yetim kaldı.

    Necmeddin Cevheri benim için  hep Münevver Bir  Siyasi Rakip olmuştur ve öylecede kalacaktır.  

       İnna lilahi ve inna ileyhi raciün

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?