DOLAR 32,7154 % 1.35
EURO 35,0066 % 0.26
STERLIN 41,4961 % 0.57
FRANG 36,7316 % 1.7
ALTIN 2.448,82 % 2,42
BITCOIN 66.325,99 -0.563

Şüpheli gıdaları yemek

Yayınlanma Tarihi : Google News
0

Muhterem Kardeşlerim…
Domuz yağı veya alkol bulunma şüphesi olan gıdaları ve nasıl kesildiği bilinmeyen etleri yemekten kaçınmak, takva olmaz, vesvese olur, günah olur.
Hazreti Ömer’in, “Bizler harama düşmek korkusuyla helâllerin onda dokuzundan kaçındık” sözü, bu hususların dışındaki haramlar içindir.
Efendim;
İmam-ı Gazâlî hazretleri buyuruyor ki: Haram olma şüphesi olan şeylerden de sakınmalı, çünkü Hadis-i Şerifte, “Şüphelilerden sakınan, dinini, ırzını korumuş olur. Şüphelilerin etrafında dolaşan, harama düşebilir” buyuruldu, fakat yiyecek ve içeceklerde şüphe edip yememek, takva değil, vesvesedir. Mesela dinimiz, “Haram olduğu bilinmeyen şeyleri yiyin” buyurur.
[Belki o haramdır, ama biz bilmediğimiz için günah olmuyor.] “Haram olduğu bilinmeyenleri yemeyin” buyurmuyor. Çünkü bunu tespit etmek imkânsızdır. Dinimiz, araştırmayı emretmediği için, Resulullah Efendimiz bir müşrikin, Hazreti Ömer de, bir Hıristiyan’ın [belki de necis olan] testisinden abdest almıştır. Eshab-ı Kiram, gayrimüslimlerin verdiği suları içer, onların sattığı et, peynir gibi gıdaları alırlardı. Hâlbuki pis, necis olan şeyleri yemek haramdır. Kâfirler ise, ekseriya pis olur. Elleri, kapları şaraplı olur. Hayvanı Besmelesiz keserler. Eshab-ı Kiram, bunlara rağmen, necis olduğunu kesin bilmedikleri için vesvese etmez, bu çeşit gıdaları yerlerdi. (İhya)

İmam-ı Kastalani hazretleri buyurdu ki:
Peygamber Efendimiz, Hayber’de, Eshab-ı Kiramla bir Yahudi’nin zehirli kebabından bir lokma yedikten sonra, “Bu et, bana zehirli olduğunu söyledi” buyurup, başka yemedi ve son hastalığında, “Hayber’de yediğim zehirli etin acısını hâlâ hissediyorum” buyurdu. [Mevahib]

Resulullah Efendimiz, bir Yahudi’nin ekmeğini ve tereyağlı yemeğini temiz mi diye sormadan yedi. Bu domuz yağı mı, koyun yağı mı, ekmeğin hamuru su ile mi, yoksa şarap ile mi yoğruldu diye sormadı. Müşrik kadının su kabından abdest aldı. Bunlar, araştırmanın gerekmediğine birer delildir. (Berika)

İmam-ı Rabbânî hazretleri de, Kâfirlerin vücutları değil, inançları pistir. Kur’an-ı Kerimde, “Ehl-i Kitabın [Yahudi ve Hıristiyan’ın] pişirdiklerini [ve kestiklerini] yemek helaldir” buyuruldu. (Maide 5)

“Kâfirlerle alışveriş eden Müslümanları pis bilmemeli, bunların yiyecek ve içeceklerinden sakınmamalı! Kâfirlerin yiyecek ve içeceklerinden sakınmak değil, bu hâlden kurtulmak ihtiyattır” buyuruyor. (3/22)

Kâfirler, gıdalarımıza necaset katabilecekleri gibi, zehir de katabilirler. Nitekim Yahudi yemeğe zehir katmıştır. Peygamber Efendimiz de, araştırmadan o yemeği yemiştir. Çünkü necis olduğu bilinmeyen şeyleri yememek takva değil, vesvese olur. Dinimiz de vesveseden kaçmayı emretmektedir. (Hadika)

Bir şeyde asıl olan temizliktir. Şüphe ile o necis kabul edilmez. Bunun için, necis mi diye araştırmak gerekmez. Amr bin As hazretleri, havuzun sahibine, “Senin havuzuna canavar [hayvan] gelir mi?” diye sorunca, orada bulunan Hazreti Ömer, havuz sahibinin cevap vermesine meydan vermeden, “Sakın söyleme” der. Buna göre, misafirin, ev sahibine ikram edilen yemeğin necis olup olmadığını sorması caiz değildir. (Nimet-i İslam)

Dinimizde, “Bir şeyin helal olması için delil aranmaz, haram olması için delil aranır” kaidesi vardır. Necis olduğuna bir delil bulunmazsa, temiz kabul edilir. (Usul-i Pezdevi)

Margarin, sucuk, meşrubat ve diğer gıdaların içine necaset katılsa, fakat katıldığı bilinmese yemek caiz olur. Bilmek, ya bizzat görmekle veya adil Müslümanların necaset katıldığını biz gördük demeleriyle anlaşılır. Katılıyormuş demekle haram olmaz. (Eşbah)

Sabunlara da domuz yağı katılabilir. Fakat necasetli yağ ve domuz yağı sabun yapılınca, şarap sirkeye dönünce temiz olur. Bütün kimyevi değişmeler böyledir. (Tahtavi)

Gıda maddelerine hile yapılabilir. Fabrikada içine çeşitli necasetler katılabilir. Yahut ihmal yüzünden necaset karışabilir. Reçelin, pekmezin içine fare düşüp ölebilir. İmalatçı, kazanı dökmeyebilir. Meşrubatlara konan esans, alkolde eritilebilir. Bunun gibi çeşitli necaset karışabilir. Fakat içinde necaset olduğu kesin olarak bilinmeyen bütün gıda maddeleri temiz kabul edilir, yenmesi günah olmaz. (Tahrir)
Gıdalarda ve E listeli katkı maddelerinde domuz kökenli yağ, et yazmıyorsa yenmesinde mahzur yoktur, yazıyorsa yenmez.

Necis olduğu kesin bilinmeden sakınmak, vesvese, kuruntu ve zararlı olur. (K. Saadet)
İhtimal üzerine karar vermek yanlış olur. Dinimiz, “Bir şeyin helal olması için delil aranmaz, haram olması için delil aranır” der. Necis olan bir şeye dair bir delil bulunmazsa, temiz kabul edilir.

Margarinlerde domuzdan üretilen katkı maddeleri kullanıldığına dair çıkarılmaya çalışılan asılsız söylentiler ve “E listesi” ile ilgili iddialar üzücü bir haksızlıktır. Gıda katkı maddelerinin belirtilmesinde Sağlık Bakanlığı’nca hazırlanan Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliği, Avrupa Topluluğu kodunu benimsemiş ve kanunen ambalajlara yazılma zorunluluğu getirmiştir. Bu sistem çerçevesinde “E” ve ilgili gıda katkı maddesinin kod numarasının ambalaj üzerine konması zaruridir. Türkiye’de domuz kaynaklı katkı maddeleri ile domuz yağı içeren mamul gıdalara üretim izni verilmemiş olup, bahsi geçen E listeli katkı maddelerinin domuz kökenli olması kanunî açıdan da kesinlikle mümkün değildir. Margarinlerde domuz yağı veya domuzdan elde edilmiş herhangi bir katkı maddesi yoktur, hiçbir zaman da olmamıştır. Diyanet İşleri Başkanlığı da konuyu inceleyerek, bu tür dedikoduları yaymaktan sakınmak gerektiğini ve bu yağları yemenin dinen bir mahzuru olmadığını açıklamıştır. (Bitkisel yağ sanayiciler derneği)

“Haram karışmıştır” diyerek yememek!
Zaman zaman, yurt dışında veya yurt içinde, çeşitli yiyecekler hakkında, “bunun içinde şu madde vardır yenmez” gibi sözler, yazılar dolaşmaktadır.
Konu ile alakalı olarak İbni Âbidînde; “Haram olduğu açıkça bildirilmeyen her şey, söz birliği ile mubahtır” deniliyor.

Kimyâ-i Se’âdet kitabında da buyuruluyor ki:
Şunu iyi bilmelidir ki, insanlara, “Muhakkak helal olan, Allahü Teâlâ’nın helal bildiği şeyleri yiyiniz” diye emrolunmadı. Bunu kimse yapamaz. Belki, “Helal olduğunu bildiğinizi yiyiniz” denildi. Haram olduğu meydanda olmayan şeyleri yiyiniz denildi ki, bunu herkes yapabilir. Nitekim, Resûlullah Efendimiz, bir müşrikin testisinden abdest aldı. Hazreti Ömer, Hıristiyan kadının testisinden abdest aldı. Eshab-ı Kiram, Gayr-i Müslimlerin verdiği suyu içerlerdi. Halbuki, pis, necis olan şeyleri yemek haramdır. Gayr-i Müslimler ise, çok kere pis olur. Elleri ve kapları alkollü olur. Hepsi, besmelesiz kesilen veya kesilmeyip başka suretle öldürülen hayvanları yerler. Fakat, pisliği görülmedikçe, temiz deyip yerlerdi. Aldıkları Gayr-i Müslim şehirlerinde, kitaplı kâfirlerden et, peynir satın alır, yerlerdi. Halbuki, o şehirlerde Müslüman olmayanlar arasında içki satan, faiz alıp veren ve dünyaya gönül bağlayan yok değildi.

Haram olduğu, görerek veya adil bir Müslüman’ın haber vermesi ile anlaşılarak bilinirse, yememelidir. Fakat, sorup araştırmak lazım değildir.

Müslüman kasaptan alınan bir etin, nasıl kesildiği bilinmiyorsa, helal olma ihtimali varsa, yemesi caiz olur. Haram olduğu, görerek veya adil bir Müslüman’ın haber vermesi ile anlaşılarak bilinirse, yememelidir. Fakat, sorup araştırmak lazım değildir. Müslüman’dan satın alınan şüpheli eti yemeli, vesvese etmemelidir.

Allahu Teâlâ cümlemizi kendisine layık Kul, Habibine layık Ümmet eylesin. (Amin)

YORUM YAP