
ABD merkezli The Wall Street Journal, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin yayımladığı analizde, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun ABD Başkanı Donald Trump ile kurduğu yakın ilişkiyi kullanarak Tahran yönetimine karşı eşi görülmemiş bir ortak saldırı başlatmayı başardığını yazdı.
Gazetenin değerlendirmesinde, 7 Ekim 2023’te İsrail’e yönelik saldırının Netanyahu’nun kariyerindeki en büyük güvenlik başarısızlıklarından biri olduğu belirtilirken, İran’a karşı yürütülen askeri kampanyanın ise siyasi kariyerinin en önemli stratejik hamlelerinden biri haline gelebileceği ifade edildi.
Haberde, ABD ile birlikte yürütülen operasyonların İsrail’i bölgede rakipsiz bir askeri güç haline getirme potansiyeline sahip olduğu, bunun da Orta Doğu’daki stratejik dengeleri kökten değiştirebileceği vurgulandı. Netanyahu’nun uzun süredir İran’dan gelen tehdidin yalnızca İsrail’in değil, aynı zamanda ABD’nin de sorunu olduğunu savunduğuna dikkat çekildi.
Netanyahu’nun eski danışmanlarından Aviv Bushinsky ise yaptığı değerlendirmede başbakanın stratejisinin tek bir hedefe odaklandığını belirterek, “Tüm çabasını tek bir dinleyiciye yöneltti: Başkan Trump’a.” ifadelerini kullandı.
Ancak analizde, ABD’nin doğrudan İsrail’in İran’la yürüttüğü çatışmaya dahil olmasının ciddi siyasi riskler barındırdığı da ifade edildi. Amerikan kamuoyunda bu müdahaleye karşı önemli bir kesimin bulunduğu ve Trump’ın “MAGA” olarak bilinen siyasi tabanının bir bölümünün Netanyahu’yu ABD’yi İsrail’in savaşına sürüklemekle suçladığı belirtildi.
Netanyahu’nun son dönemde ABD kamuoyuna yönelik açıklamalarda daha geri planda kalmayı tercih ettiği, bunun yerine Trump’ın savaşta merkezi bir rol oynadığını sık sık vurguladığı kaydedildi. Netanyahu’nun açıklamalarında Trump’ın ABD’nin çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini ve İran’a yönelik kararların Washington tarafından alındığını özellikle dile getirdiği ifade edildi.
ABD Savunma Bakanlığı’nda Orta Doğu’dan sorumlu eski yardımcı müsteşar Daniel Shapiro ise Netanyahu’nun Trump ile ilişkisini stratejik şekilde kullandığını belirterek, “Netanyahu, Trump’ı ikna etmenin ve onunla ortaklık kurmanın son derece etkili yollarını buldu.” değerlendirmesinde bulundu.
Öte yandan bazı uzmanlar, bu ortaklığın geçmişteki önemli siyasi ittifaklara benzediğini belirtiyor. Analizde, Winston Churchill ile Franklin D. Roosevelt arasındaki savaş dönemi iş birliği ve Ronald Reagan ile Margaret Thatcher arasındaki Soğuk Savaş ortaklığı örnek gösterildi.
Uzmanlara göre Trump-Netanyahu ilişkisi, iki ülkenin ortak stratejik çıkarlarını önceleyen pragmatik bir ortaklık olarak değerlendiriliyor. Ancak İran’daki gelişmelerin nasıl sonuçlanacağı ve bu askeri kampanyanın bölgesel dengeleri nasıl etkileyeceği belirsizliğini koruyor.



